Nazım Hikmet Şiirleri

deger16

WT Kullanıcı
Mesajlar
1,307
Puanlar
1,639

KEREM GİBİ


Hava kurşun gibi ağır!!Bağır bağır bağır bağırıyorum.Koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum...

O diyor ki bana:— Sen kendi sesinle kül olursun ey!Kerem gibi yanayana...

«Dert çok,hem dert yok»Yüreklerin kulakları sağır...Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona:— Kül olayım Kerem gibi yanayana.Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

Hava toprak gibi gebe.Hava kurşun gibi ağır.Bağır bağır bağır bağırıyorum.Koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum...
 
PİRAYE İÇİN


Ne güzel şey hatırlamak seni;
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
 

Hasret

Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
Belini sarmayalı
Gözünün içinde durmayalı
Aklının aydınlığına sorular sormayalı
Dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekler beni
Bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık aynı daldaydık
Aynı daldan düşüp ayrıldık
Aramızda yüz yıllık zaman
Yol yüz yıllık
Yüz yıldır alaca karanlıkta
Koşuyorum ardından.
 
Geri
Üst