Bir mağara düşünün. İçinde kendine ait bir ekosistem, iklim ve yağmur ormanları mevcut. Henüz bilimsel kayıtlara geçmeyen ve keşfedilmeyi bekleyen birçok hayvan ve bitki türü bulunmakta. O kadar büyük ve geniş ki, içine koskoca New York şehrini sığdırabilmektesiniz. Sonu henüz bulunamadı ve bu durum, birçok maceraperest ve kâşifi her yıl bu mağaraya sürüklemekte.
Bu mağara, aslında bir mağara değil "mağaralar bütünü" olarak geçiyor. İçinde, yeraltının derinliklerine doğru birbiriyle bağlanan onlarca küçük mağara mevcut. Küçük dediğimize bakmayın, o mağaraların hepsi, ortalama bir mağaranın boyutlarının kat ve kat üzerinde. Bu mağara, her anlamda gerçekten çok ilginç. Keşfedilmesi, sonra ortadan kaybolup yıllar sonra tekrardan bulunması, mağaranın iç yapısı, içeride duyulan garip, korkutucu hava akım sesleri ve Dünya’daki diğer mağaralara göre çok farklı özellikleri, bu mağaranın zaten büyüklük olarak sıra dışı olması durumuna daha da sıra dışılık katmakta... İşte karşınızda, tüm sıra dışılığı ve gizemi ile Hang Son Doong!
Mağaranın ilk keşfedilme hikayesi 1990 yılına dayanıyor. Ho Khanh adında Vietnamlı bir adam, Vietnam ormanlarının derinliklerinde bir mağaraya rastlıyor. Mağaranın girişinden çıkan buhar benzeri bulutlar ve uzaktan duyulan nehir sesi, adamın ilgisini çekiyor ama mağaranın girişinin büyüklüğünden korktuğu için içeri girmekten vazgeçiyor.
Yaklaşık 5 yıl sonra kendisini rehber ve hamal olarak işe alan mağara bilimci gezgin Howard Limbert ile otururken; Ho Khanh, Howard Limbert’e beş sene önce bulduğu mağaradan bahsediyor ve mağaranın girişini önündeki kumlara çiziyor.
Ho’nun mağaranın girişinde gördüğü bulgulardan bahsetmesi ve Howard’ın önüne çizdiği resim, Howard’ın mağara biliminde tanıdığı bütün işaret tanımlarına uyuyordu. Bu, ikilinin keşif macerasını başlattı.
Howard ve yanındaki mağara bilim ekibi, orta Vietnam’ın Phong Nha-Ke Bang Ulusal Parkı'nda büyük bir mağara olduğunu biliyorlardı. O civarlarda bulunan yerel bir nehir, bir bölgede bir anda ortadan kayboluyor ve 10 kilometre ötede yeniden ortaya çıkıyordu. Suyun, bir yerden akması gerekiyordu. Howard’ın ekibi şu soruyu sordu: Bu akan su neredeydi?
Bir mağarayı araştırıp bulmanın en kolay yolu, içinden geçen bir nehri takip etmektir. Ancak uzun zaman önce nehrin kaybolduğu yer üzerine büyük kayalar çökmüştü. Ekip, mağarayı bulmak için tamı tamına üç sefer düzenledi ama her seferinde başarısızlıkla sonuçlandı. Görevin başarısız olması, Howard ve ekibini görevin iptal etmeye ve geri dönmeye zorladı.
Bunun üzerine Ho Khanh, tek başına mağarayı aramaya koyuldu. Ama şöyle bir sorun vardı: Ho, ne yazık ki yıllar önce bulduğu mağara girişinin yolunu hatırlamıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca geldiği yolları işaretleye işaretleye ormanda dolaştı.
Ve sonunda Ho, bir dağın kenarından 90 metre yukarı tırmanarak, girişi buldu. Bu keşiften sonra, geldiği yolu ezberleyerek köyüne döndü. Ama bu mutlu keşif haberini Howard ve ekibine anlatmaları biraz zaman alacaktı. Yıllar sonra Howard, 2009'da Vietnam’a geri döndüğünde Ho, bir tercüman aracılığıyla iyi haberi Howard’a iletti. Howard ve ekibinin geri kalanı çok mutlu oldular. Bu haber üzerine hemen Ho’nun rehberliğinde mağaranın girişine doğru yola koyuldular.
Mağaraya yaklaştıkça, girişteki rüzgâr akımının çıkardığı ses karmaşası ve sis şeklindeki bulutların her yeri kaplaması çok net bir şekilde görülüp duyulmaya başlanıyordu. Mağaranın girişindeki tüm ağaçlar ilginç bir şekilde 45 derecelik açı ile eğimli duruyordu. O zamanlar haberleri yoktu ama önlerindeki giriş tüm Dünya’daki en büyük ve karmaşık mağaralar ağını ortaya çıkaracaktı.
Bu mağara, aslında bir mağara değil "mağaralar bütünü" olarak geçiyor. İçinde, yeraltının derinliklerine doğru birbiriyle bağlanan onlarca küçük mağara mevcut. Küçük dediğimize bakmayın, o mağaraların hepsi, ortalama bir mağaranın boyutlarının kat ve kat üzerinde. Bu mağara, her anlamda gerçekten çok ilginç. Keşfedilmesi, sonra ortadan kaybolup yıllar sonra tekrardan bulunması, mağaranın iç yapısı, içeride duyulan garip, korkutucu hava akım sesleri ve Dünya’daki diğer mağaralara göre çok farklı özellikleri, bu mağaranın zaten büyüklük olarak sıra dışı olması durumuna daha da sıra dışılık katmakta... İşte karşınızda, tüm sıra dışılığı ve gizemi ile Hang Son Doong!
Mağaranın ilk keşfedilme hikayesi 1990 yılına dayanıyor. Ho Khanh adında Vietnamlı bir adam, Vietnam ormanlarının derinliklerinde bir mağaraya rastlıyor. Mağaranın girişinden çıkan buhar benzeri bulutlar ve uzaktan duyulan nehir sesi, adamın ilgisini çekiyor ama mağaranın girişinin büyüklüğünden korktuğu için içeri girmekten vazgeçiyor.
Yaklaşık 5 yıl sonra kendisini rehber ve hamal olarak işe alan mağara bilimci gezgin Howard Limbert ile otururken; Ho Khanh, Howard Limbert’e beş sene önce bulduğu mağaradan bahsediyor ve mağaranın girişini önündeki kumlara çiziyor.
Ho’nun mağaranın girişinde gördüğü bulgulardan bahsetmesi ve Howard’ın önüne çizdiği resim, Howard’ın mağara biliminde tanıdığı bütün işaret tanımlarına uyuyordu. Bu, ikilinin keşif macerasını başlattı.
Howard ve yanındaki mağara bilim ekibi, orta Vietnam’ın Phong Nha-Ke Bang Ulusal Parkı'nda büyük bir mağara olduğunu biliyorlardı. O civarlarda bulunan yerel bir nehir, bir bölgede bir anda ortadan kayboluyor ve 10 kilometre ötede yeniden ortaya çıkıyordu. Suyun, bir yerden akması gerekiyordu. Howard’ın ekibi şu soruyu sordu: Bu akan su neredeydi?
Bir mağarayı araştırıp bulmanın en kolay yolu, içinden geçen bir nehri takip etmektir. Ancak uzun zaman önce nehrin kaybolduğu yer üzerine büyük kayalar çökmüştü. Ekip, mağarayı bulmak için tamı tamına üç sefer düzenledi ama her seferinde başarısızlıkla sonuçlandı. Görevin başarısız olması, Howard ve ekibini görevin iptal etmeye ve geri dönmeye zorladı.
Bunun üzerine Ho Khanh, tek başına mağarayı aramaya koyuldu. Ama şöyle bir sorun vardı: Ho, ne yazık ki yıllar önce bulduğu mağara girişinin yolunu hatırlamıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca geldiği yolları işaretleye işaretleye ormanda dolaştı.
Ve sonunda Ho, bir dağın kenarından 90 metre yukarı tırmanarak, girişi buldu. Bu keşiften sonra, geldiği yolu ezberleyerek köyüne döndü. Ama bu mutlu keşif haberini Howard ve ekibine anlatmaları biraz zaman alacaktı. Yıllar sonra Howard, 2009'da Vietnam’a geri döndüğünde Ho, bir tercüman aracılığıyla iyi haberi Howard’a iletti. Howard ve ekibinin geri kalanı çok mutlu oldular. Bu haber üzerine hemen Ho’nun rehberliğinde mağaranın girişine doğru yola koyuldular.
Mağaraya yaklaştıkça, girişteki rüzgâr akımının çıkardığı ses karmaşası ve sis şeklindeki bulutların her yeri kaplaması çok net bir şekilde görülüp duyulmaya başlanıyordu. Mağaranın girişindeki tüm ağaçlar ilginç bir şekilde 45 derecelik açı ile eğimli duruyordu. O zamanlar haberleri yoktu ama önlerindeki giriş tüm Dünya’daki en büyük ve karmaşık mağaralar ağını ortaya çıkaracaktı.