Berktuğ
WT Moderatör
- Mesaj
- 1,588
- Puan
- 3,563
Balıkesir'in bir tarihi değeri daha çürüyor!
Balikesir'in ilk hastanesi: Gureba Hastanesi, bir zamanların Millet Hastanesi ve son yılların Göğüs Hastalıkları Hastanesi...
Ülkemizin Tıp egitimi ve sağlık hizmetleri ve verem (Tüberküloz) hastalığı ile mücadele tarih, Osmanlı dönemine, 1800'lü yıllara kadar dayanıyor. O yıllarda Balıkesir'de ise hayırseverler desteğinde Balıkesir'in "İlk Hastanesi" olan bir hastane Gureba Hastanesi) yapılıyordu.
Balıkesir'de 110 yıllık tarihe sahip olan bu hastane, Çanakkale Savaşı'nda yaralananan askerlere, 1. Dünya Savaşı'nda, isgal yılları ve Kurtuluş Savaşı yıllarında da hizmet vermiş, köklü bir tarihe sahip ve bütün bu dönemlerin hafızası durumunda olan bir yapı...
MEMLEKET HASTANESİ'YDİ...
Bu hastane, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, 1924 yılında "Memleket Hastanesi" adını almış, 50'li yıllarda Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne dönüştülmüş
tür. Göğüs hastalıkları alanında bir 'uzmanlık hastanesi' olarak 2000'li yılların ortalarına kadar hizmet veren hastane, günümüzde ise, çeşitli gerekçelerle kapatıldı. Nitelikli bir mimariye sahip olan, tescilli bu tarihi yapı, son yıllarda kaderine terk edildi.
Döneminin mimari karakterini taşıyan 110 yıllık taş yapı ve çevresindeki çam ağaçlarından oluşan koruluk, bağımsızlıktan çürümeye yüz tutmuş, terk edilmiş durumda.
OSMANLI, "HASTA ADAM" DİYE ANILIYORDU!
Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilmiş ve toprakları emperyalist ülkeler tarafından paylaşılmış olarak çıkan Osmanlı Devleti'nin, o yıllarda doğal olarak bu alandaki çalışmaları aksamıştı. Bulaşıcı hastalıklar, özellikle de verem hastalığı vakaları artmış ve mücadele edebilmek için imkanları yetersizdi ve gücü de kalmamıştı. Osmanlı Devleti, Batı tarafından ise uzun süredir "Hasta Adam" olarak anılıyordu.
YOKSUL ANADOLU, "İNCE HASTALIĞIN" PENÇESİNDEYDİ!
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilk yıllarda, savaşlardan bitap düşmüş, yoksulluk içerisindeki Anadolu'da, en büyük sıkıntı, sağlık alanında yaşanıyordu.
başta verem hastalığı olmak üzere salgın hastalıklar yaygındı ve neredeyse her evde bir "Veremli" vardı. Öyle ki halk arasında "İnce hastalık" adı konulan verem hastalığı, hüzünlü şarkılara, filmlere, hikayelere, romanlara konu oluyordu.
Sıtma, trahom, frengi, gibi bulaşıcı hastalıklar ile çocuk felci, çiçek, kızamık gibi bulaşıcı çocuk hastalıkları yaygındı.
Fakat bu hastalıklarla mücadelede, bütün. İmkansızlıklara rağmen büyük bir başarı elde edilmişti.
SON YILLARDA ANLAŞILMASI ZOR BİR KARARLA KAPATILDI
Hastalıklara karşı; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Sağlık Bakanı ve 4. Başbakanı olan Dr. Refik Saydam öncülüğünde kurulan (ve mevcut yönetim tarafından kapatılan) Hıfzıssıhha Enstitüsü, büyük başarılar elde etti. Dr. Refik Saydam, "Koruyucu Hekimlik" alanında örnek ortaya koydu.
Anadolu insanını, çocuklarını kıran hastalıkların ölümcül saygınları yok denilinebilinecek aşamaya getirildi.
1924 yılında kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsü, aşı üretimi, numune hastaneleri ve koruyucu hekimlik politikaları tarihe geçti
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da ilk TBMM Hükümeti’ni kurduğu zaman, sağlık alanında önemli bir karar almış, “Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti” adıyla bir bakanlık kurulmuştu.
Verem hastalığı ile mücadele için kurulan 'Sanatoryumlar' ise verem hastalarına ilaç tedavisi yanında düzenli ve yeterli gıda sağlıyor, bunun yanısıra hastalara psikolojik destek de veriyordu.
En ünlü sanatoryumlardan biri, denize nazır, çam ormanları içerisindeki Heybeliada Sanatoryumu, Heybeliada'da bulunan, Türkiye'nin ilk pandemi hastanesi. 2005 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından kapatıldı. Dört yıl sonra ise bir yangınla yok oldu. Oysa bu sanatoryum 84 yıl hizmet vermiş ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edilmişti.
Kapatılan sanatoryumlardan bir digeri ise, yine ormanlar arasındaki Kastamonu/Ballıdağ Sanatoryumu idi.
BALIKESİR'DEKİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN İLK NÜVESİ 1896 YIILINA ATILIYORDU...
Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü Resmi Web Sayfasında ise Balıkesir'deki sağlık hizmetlerinin ilk adımları hakkında su bilgi bulunuyor:
Balıkesir’de sağlık hizmetlerinin kurumsal temeli 1896 yılında, Karesi Gureba Hastanesi’nin açılmasıyla atılmıştır. Yatak kapasitesi 10-15 arasında değişen bu küçük hastanede sürekli görevli doktorlar bulunmamakla birlikte, belediye tabipleri ve eczacıları hizmet vermiştir. İlk çalışanlar arasında Dr. Hasan Bey, Dr. Toksülük Bey, İsmail Bey ve Eczacı Süreyya Bey yer almıştır.
Hastanenin kuruluşunda halkın ve belediyenin büyük katkısı olmuş; dönemin ileri gelenleri ve hayırseverleri özveriyle çalışmıştır. O dönemin mutasarrıfı olan Dr. Reşit Bey, şehrin sağlık ihtiyacını görerek girişimlerde bulunmuş,
Akbayır mevkiinde yeni bir hastane inşasına öncülük etmiştir. Ancak binanın tamamlanmasına rağmen yeterli sağlık personeli bulunamaması ve savaş yıllarının zorlukları nedeniyle hastane açılamamıştır. Daha sonra bu hastane çıkan bir yangın ile yıkılmıştır.
1914 YILINDA TEMELİ ATILDI
Balıkesir Memleket Hastanesi'nin temelleri 1914 yılında atılır. 1914-1915 yılları arasında, Dönemin Mutasarrıfı (Valisi) Dr. Reşit Bey'in öncülüğünde, Hacı İsmail Ağa’nın bağışları ve satın alınan arsalar üzerine inşa edilmiştir.
Savaş yıllarının ekonomik zorlukları nedeniyle tıbbi malzeme ve personel eksikliği yaşandığından bina bir süre açılamamış, ardından Mutasarrıf Hacı Muhittin Bey ve Hilmi Bey’in çabalarıyla 30 yataklı Reşit Bey Hastanesi olarak hizmete girmiştir.
1920 yılındaki işgal sırasında da kısıtlı imkanlarla hizmete devam eden yapı, 1924 yılında İl Özel İdaresi'ne devredilerek Balıkesir Memleket Hastanesi adını almıştır.
1950 yılında yeni bir hastane binasının (Balıkesir Devlet Hastanesi'ni yapılmasıyla, tarihi yapı 1952 yılından itibaren Balıkesir Göğüs Hastalıkları Hastanesi olarak uzmanlaşmış bir hizmet vermeye başlamıştır.
Kaynak: Balıkesir Politika Gazetesi
Balikesir'in ilk hastanesi: Gureba Hastanesi, bir zamanların Millet Hastanesi ve son yılların Göğüs Hastalıkları Hastanesi...
Ülkemizin Tıp egitimi ve sağlık hizmetleri ve verem (Tüberküloz) hastalığı ile mücadele tarih, Osmanlı dönemine, 1800'lü yıllara kadar dayanıyor. O yıllarda Balıkesir'de ise hayırseverler desteğinde Balıkesir'in "İlk Hastanesi" olan bir hastane Gureba Hastanesi) yapılıyordu.
Balıkesir'de 110 yıllık tarihe sahip olan bu hastane, Çanakkale Savaşı'nda yaralananan askerlere, 1. Dünya Savaşı'nda, isgal yılları ve Kurtuluş Savaşı yıllarında da hizmet vermiş, köklü bir tarihe sahip ve bütün bu dönemlerin hafızası durumunda olan bir yapı...
MEMLEKET HASTANESİ'YDİ...
Bu hastane, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, 1924 yılında "Memleket Hastanesi" adını almış, 50'li yıllarda Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne dönüştülmüş
tür. Göğüs hastalıkları alanında bir 'uzmanlık hastanesi' olarak 2000'li yılların ortalarına kadar hizmet veren hastane, günümüzde ise, çeşitli gerekçelerle kapatıldı. Nitelikli bir mimariye sahip olan, tescilli bu tarihi yapı, son yıllarda kaderine terk edildi.
Döneminin mimari karakterini taşıyan 110 yıllık taş yapı ve çevresindeki çam ağaçlarından oluşan koruluk, bağımsızlıktan çürümeye yüz tutmuş, terk edilmiş durumda.
OSMANLI, "HASTA ADAM" DİYE ANILIYORDU!
Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilmiş ve toprakları emperyalist ülkeler tarafından paylaşılmış olarak çıkan Osmanlı Devleti'nin, o yıllarda doğal olarak bu alandaki çalışmaları aksamıştı. Bulaşıcı hastalıklar, özellikle de verem hastalığı vakaları artmış ve mücadele edebilmek için imkanları yetersizdi ve gücü de kalmamıştı. Osmanlı Devleti, Batı tarafından ise uzun süredir "Hasta Adam" olarak anılıyordu.
YOKSUL ANADOLU, "İNCE HASTALIĞIN" PENÇESİNDEYDİ!
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilk yıllarda, savaşlardan bitap düşmüş, yoksulluk içerisindeki Anadolu'da, en büyük sıkıntı, sağlık alanında yaşanıyordu.
başta verem hastalığı olmak üzere salgın hastalıklar yaygındı ve neredeyse her evde bir "Veremli" vardı. Öyle ki halk arasında "İnce hastalık" adı konulan verem hastalığı, hüzünlü şarkılara, filmlere, hikayelere, romanlara konu oluyordu.
Sıtma, trahom, frengi, gibi bulaşıcı hastalıklar ile çocuk felci, çiçek, kızamık gibi bulaşıcı çocuk hastalıkları yaygındı.
Fakat bu hastalıklarla mücadelede, bütün. İmkansızlıklara rağmen büyük bir başarı elde edilmişti.
SON YILLARDA ANLAŞILMASI ZOR BİR KARARLA KAPATILDI
Hastalıklara karşı; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Sağlık Bakanı ve 4. Başbakanı olan Dr. Refik Saydam öncülüğünde kurulan (ve mevcut yönetim tarafından kapatılan) Hıfzıssıhha Enstitüsü, büyük başarılar elde etti. Dr. Refik Saydam, "Koruyucu Hekimlik" alanında örnek ortaya koydu.
Anadolu insanını, çocuklarını kıran hastalıkların ölümcül saygınları yok denilinebilinecek aşamaya getirildi.
1924 yılında kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsü, aşı üretimi, numune hastaneleri ve koruyucu hekimlik politikaları tarihe geçti
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da ilk TBMM Hükümeti’ni kurduğu zaman, sağlık alanında önemli bir karar almış, “Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti” adıyla bir bakanlık kurulmuştu.
Verem hastalığı ile mücadele için kurulan 'Sanatoryumlar' ise verem hastalarına ilaç tedavisi yanında düzenli ve yeterli gıda sağlıyor, bunun yanısıra hastalara psikolojik destek de veriyordu.
En ünlü sanatoryumlardan biri, denize nazır, çam ormanları içerisindeki Heybeliada Sanatoryumu, Heybeliada'da bulunan, Türkiye'nin ilk pandemi hastanesi. 2005 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından kapatıldı. Dört yıl sonra ise bir yangınla yok oldu. Oysa bu sanatoryum 84 yıl hizmet vermiş ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edilmişti.
Kapatılan sanatoryumlardan bir digeri ise, yine ormanlar arasındaki Kastamonu/Ballıdağ Sanatoryumu idi.
BALIKESİR'DEKİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN İLK NÜVESİ 1896 YIILINA ATILIYORDU...
Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü Resmi Web Sayfasında ise Balıkesir'deki sağlık hizmetlerinin ilk adımları hakkında su bilgi bulunuyor:
Balıkesir’de sağlık hizmetlerinin kurumsal temeli 1896 yılında, Karesi Gureba Hastanesi’nin açılmasıyla atılmıştır. Yatak kapasitesi 10-15 arasında değişen bu küçük hastanede sürekli görevli doktorlar bulunmamakla birlikte, belediye tabipleri ve eczacıları hizmet vermiştir. İlk çalışanlar arasında Dr. Hasan Bey, Dr. Toksülük Bey, İsmail Bey ve Eczacı Süreyya Bey yer almıştır.
Hastanenin kuruluşunda halkın ve belediyenin büyük katkısı olmuş; dönemin ileri gelenleri ve hayırseverleri özveriyle çalışmıştır. O dönemin mutasarrıfı olan Dr. Reşit Bey, şehrin sağlık ihtiyacını görerek girişimlerde bulunmuş,
Akbayır mevkiinde yeni bir hastane inşasına öncülük etmiştir. Ancak binanın tamamlanmasına rağmen yeterli sağlık personeli bulunamaması ve savaş yıllarının zorlukları nedeniyle hastane açılamamıştır. Daha sonra bu hastane çıkan bir yangın ile yıkılmıştır.
1914 YILINDA TEMELİ ATILDI
Balıkesir Memleket Hastanesi'nin temelleri 1914 yılında atılır. 1914-1915 yılları arasında, Dönemin Mutasarrıfı (Valisi) Dr. Reşit Bey'in öncülüğünde, Hacı İsmail Ağa’nın bağışları ve satın alınan arsalar üzerine inşa edilmiştir.
Savaş yıllarının ekonomik zorlukları nedeniyle tıbbi malzeme ve personel eksikliği yaşandığından bina bir süre açılamamış, ardından Mutasarrıf Hacı Muhittin Bey ve Hilmi Bey’in çabalarıyla 30 yataklı Reşit Bey Hastanesi olarak hizmete girmiştir.
1920 yılındaki işgal sırasında da kısıtlı imkanlarla hizmete devam eden yapı, 1924 yılında İl Özel İdaresi'ne devredilerek Balıkesir Memleket Hastanesi adını almıştır.
1950 yılında yeni bir hastane binasının (Balıkesir Devlet Hastanesi'ni yapılmasıyla, tarihi yapı 1952 yılından itibaren Balıkesir Göğüs Hastalıkları Hastanesi olarak uzmanlaşmış bir hizmet vermeye başlamıştır.
Kaynak: Balıkesir Politika Gazetesi