Eski Adana Fotoğrafları 📷

1980'lerde 5 Ocak meydanı, Adana...

(📸 Mehmet Baltacı)

Abidinpaşa'nın girişinde, yüksek katlı Emlak bankası binasından çekildiğini düşündüğüm bu fotoğraf, tarihi MESTAN hamamı ortalanarak karelenmiş.
Hamamın sol arkasında, üzeri çinkolu büyük yapı kışlık ÜNAL sinemasıydı.

FB_IMG_1768364609378.webp
 
1919 yılında Adana'ya gelen işgalin baş aktörü Fransız albay Brémond kendisine ikametgâh olarak belediye dairesini seçti. Bu bina vilayetin karşısında daha sonra Türk ocağı ve halkevi olarak kullanılan binaydı.. Arka tarafında Seyhan Nehri bulunan bu bina ağaçlar içerisinde işgal kumandanının şatosu haline getirildi. Bahçeye türlü çiçekler dikildi. Tenis sahası ilave edildi. Bu binada sık sık çaylar tertipleniyor, sabahlara kadar danslı eğlenceler yapılıyordu. Burada komiteciler toplanıyor, kararlar alınıyordu..

Taha Toros/Kurtuluş Savaşı'nda Çukurova

Sanırım bu bina şimdilerde yok..

📷: Fransız işgal kuvvetlerinde Müslüman askerler ve hocalar da vardı. Albay Brémond Adana'daki ikametgâhının bahçesinde eşi Madam Brémond ve Tunuslu bir din adamı ile birlikte..

FB_IMG_1768380861288.webp
 
1. Dünya savaşı döneminde Pozantı -Gülek yolunu düzelten dönemin Adana Valisi İsmail Hakkı Bey, oradaki mevcut bir pınarı taşlarla ördürerek bir çeşme yaptırır. Halk arasında da adı "Vali Çeşmesi" olarak kalır.
Adana Pozantı

FB_IMG_1768483394496.webp
 
Bu fotoğraf, Adana’nın çok kültürlü geçmişini ve eski kentsel dokusunu gösteren çok kıymetli bir arşiv karesi.

• Bebekli Kilise (Aziz Pavlus Katolik Kilisesi): Arka planda kulesi ve kemerli pencereleriyle görünen bina, 1880'lerde inşa edilen Bebekli Kilise'dir.
İsmini, tepesindeki Meryem Ana heykelinin halk tarafından bir bebeğe benzetilmesinden alır. Bu kilise, Tepebağ bölgesinin tarihi dokusunun en önemli parçalarından biridir.

• Tepebağ Evleri: Fotoğrafın ön planındaki sıkışık nizamlı, avlulu ve düz damlı yapılar eski Adana’nın mimari karakterini yansıtıyor. Adana'nın kavurucu sıcaklarında bu düz damlar, yaz geceleri uyumak için kullanılan en önemli alanlardı.

Dar sokaklar ve evlerin birbirine yakınlığı, o dönemin komşuluk ilişkileri ve yoğun şehir hayatı hakkında ipuçları veriyor.

Adana, Çukurova’nın bereketli toprakları sayesinde tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

1768576737016.webp
 
Bir zamanlar Toroslardan Bolkarlardan Karsantıdan elde edilen Tomruklar Seyhan Nehri boyunca su gücüyle yüzdürülerek SALCI denilen bu işi yapan kişiler tarafından Adana Demir Köprü çivarına getirilirmiş.Gelen tomruklar Adana Reşatbeyde SALCILAR denilen semte bu işi yapan tüccarlar tarafından işlenerek kullanılır hale getirilirmiş.Fotoğraf Gaston Mizirahi

#AdanaFotoğrafları

1768835026676.webp
 
İstiklal Ortaokulu. 1936 yılı. Adanalı azınlık Hovace Tırpani'nin Kızıl Konak lakaplı evi, daha sonra bir dönem Alman Okulu olarak kullanılmış, 1918 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün kısa bir zaman karargahı olan bu bina daha sonra Adana'yı işgal eden Fransızların askeri karargahı olarak kullanılmıştır.

1768889721300.webp
 
Ulu camiye çıkan sokak, Adana. (1900’lerin başları)
Öndeki kubbeli yapı, Ramazanoğlu aile fertlerine ait mezar/türbedir.
Arkadaki kubbe ise Ulu caminin ana kubbesi.
Görülen duvarın yerinde günümüzde yol bulunuyor. Açık havada çay, kahve keyfi yapılmaktadır.
kaynak AdanaFotoğrafları

FB_IMG_1769022615416.webp
 
🍈BİR ZAMANLAR ADANA..

🎞Adana'nın Eski Fotoğrafları;
*Kozan Kalesi..
Manastır
Kozan
Adana

Tarihi Kozan Kalesi eteklerinde bulunan Manastır'ın yıkılmadan önceki
görüntüsü..

FB_IMG_1769061462198.webp
 
Yıl 1949 …Ve bir gün Adana Yüreğir in bir köyüne Alimünit Fotoğrafçı gelir …Ayaklı Seyyar Fotoğrafçı …Köyün kahvehanesinde bulunan arkadaş akrabalar bu hatıra fotoğrafını çektirirler.
Kaynak Sabri Gül

FB_IMG_1769269234288.webp
 
KURUKÖPRÜ..
Seyhan nehri öncesinde barajlar ve seddeler olmadığı için coşkun ve taşkın akar ve seller oluştururmuş..

6.yüzyılda Bizans/Doğu Roma imparatoru Justinanus tarafından (temelleri muhtemelen bakır çağına dek dayanan ve M.S. 2. yüzyılda Hadrianus tarafından yaptırılmış olan) tarihi Taşköprünün onarımına paralel olarak demirköprü civarından açılan iki dev su kanalı ile su akışı dizginlenmiş. Bu kanallardan birisi Karataş yakınlarındaki Ağyatan gölüne dek uzanırmış (Bu nehir kolu ünlü Piri Reis haritasında da görülmektedir).

Günümüzde havaalanının yerinde bulunan "camız suyu" gölü/bataklığı da bu hat üzerinde bulunup taşıp o dönemdeki yerleşim alanına, şehir içlerine dek gelirmiş.

Zamanla balçıkla dolan ve işlevini yitiren bu kanallar yüzyıllar sonrasında Ramazanoğlu Piri Mehmet Paşa döneminde tekrardan temizletilip, çeltik ve şeker kamışı tarlalarına su verilmesi sağlanmıştır.

1830 larda şehri ele geçiren Mısırlı İbrahim Paşa döneminde de ayrıca nehir yanlarına, taşkınları önlemek ve sulama amaçlı kullanım için açılan kanallar ile nehrin suyu aktarılmış. Bu kanallardan/kollardan birisi Taşköprünün hemen kuzey batısından başlayıp, o dönemdeki divan yolu yanı, bugünkü Seyhan Caddesi üzerinden bugünümüzdeki Sıra konakların ve Kolordu binasının yanı sıra, günümüzdeki İnönü Caddesinin tamamı boyunca devam edip, günümüzdeki Çetinkaya kavşağından (şehirden gelen ve Camız gölüne giden büyükbaş hayvanların yolu olduğu için halk tarafından "hergele yolu" olarak bilinen) günümüzdeki Bakımyurdu Caddesi üzerinden bu Camız gölü ile birleşir ve oradan tali yollarla sulama amaçlı tarla ve bahçelere aktarılırmış.

O dönemdeki kuzey batı/ Tarsus yönündeki tek bağlantıyı oluşturan ve Tarsus kapı, günümüzdeki Abidinpaşa Caddesi girişinden başlayıp Özler Caddesinin güney batısından (Çakmak Caddesi Taht-ı Ali Camii yanından) devam eden ve Çetinkaya yanından Kurtuluş Caddesine Eski İstasyon yönüne devam eden önemli bir yol bulunmakta imiş.

İşte bu yol daha öncesinde sel ve taşkınlarda kapanır ve geçiş için halk tarafından çeşitli zahmetli yöntemler denenirmiş ve bir kaç kez ahşap köprü yapılmış, fakat bunlar da çok çabuk tahrip olmuş.

Su kanalının açılması sonrasında buraya daha sağlam bir köprü yaptırılmış. Bu köprü bugümüzde tam olarak Sefa Özler Caddesi kuzey yönündeki Mavi Sürmeli Otel yanından başlayıp, Kurtuluş Caddesi üzeri Şalgamcı Ali Göde/ İlk Çetinkaya-Nur gömlekleri ile yakl. İnci Oteli arasında bitermiş.

Bu kanal sonrasında 19.yüzyıl ortalarında ovanın Okaliptus ağaçları ve diğer yöntemler ile islahı ve nehrin akışının seddeler ile kapatılarak yönlendirilmesi sonucunda kurumuş ve köprü işlevini yitirmiş (aslında özellikle bölgenin suyu tamamen kurumamış olup, bugün dahi halen yer altından taşmaktadır; örn. Kocavezir İş Merkezi altından sürekli olarak hortumlar vasıtası ile tahliye edilip, kanalizasyona aktarılan su tam olarak budur..).

1952 yılında şehirde yapılan köklü değişiklikler ile nehrin kenarları ve yolların büyük bölümü tamamen değişmiştir..

Kalıntıları yakl. 20. yüzyıl başlarına dek bulunan ve sonrasında tamamen yok edilen köprü ve çevresi halk tarafından "Kuruköprü" olarak adlandırılıp, bugünkü semt ve mahalleye ismini vermiştir..

Son 30 ila 50 yıllık dönem yapılan inşaat ve yol çalışmalarında (özellikle Özel İdare civarı oteller ve Şalgamcı Ali Göde önü yol çalışmalarında) köprüye ait kalıntılar görüldüğü ifade edilmiş, fakat bunlar mlsf. belgelenmemiştir..

1769636133827.webp 1769636140472.webp 1769636151872.webp 1769636160062.webp 1769636164693.webp
 
Geri
Üst