Kim - Kimdir?

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan deger16
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Müslüm Gürses

Arabesk müziğin efsane ismi, hayranlarının deyimiyle "Müslüm Baba", sadece bir şarkıcı değil, Türkiye'nin sosyokültürel tarihinde derin izler bırakmış bir figürdür.


👶 Çocukluk ve Zorlu Başlangıç (1953 - 1968)​

  • Doğumu: 5 Temmuz 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde, kerpiç bir evde dünyaya geldi.
  • Aile Trajedisi: Hayatı büyük acılarla başladı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle Adana’ya göç ettiler. Adana'da yaşadığı dönemde babası, annesini ve kız kardeşini öldürdü. Bu olay Müslüm Gürses’in ruhunda ömür boyu sürecek derin yaralar açtı.
  • Müziğe Adım: Terzi çıraklığı ve kunduracılık yaparken bir yandan da Adana'daki çay bahçelerinde şarkı söylemeye başladı. 1967'de Adana'da düzenlenen bir ses yarışmasında birinci oldu.

🚗 Dönüm Noktası: Büyük Kaza (1978)​

Müslüm Gürses'in hayatındaki en kritik olaylardan biri 1978 yılında geçirdiği trafik kazasıdır.

  • "Öldü" Sanıldı: Kazada şoför hayatını kaybetti, Müslüm Gürses'in ise öldüğü sanılarak morga kaldırıldı. Son anda yaşadığı fark edildi.
  • Kalıcı Hasarlar: Alnına koruyucu bir plaka takıldı. Bu kazadan sonra koku alma duyusunu tamamen kaybetti, işitme kaybı yaşadı ve konuşması yavaşladı. O meşhur ağır ve vakur konuşma tarzı bu kazanın bir mirasıydı.

💖 Muhterem Nur ile Büyük Aşk​

1982 yılında Malatya turnesinde sinema oyuncusu Muhterem Nur ile tanıştı. "Hiç kimsem yok" dediği bir dönemde Muhterem Nur onun hem eşi, hem annesi, hem de hayat arkadaşı oldu. Bu aşk, Türk magazin tarihinin en saygın ve sadık ilişkilerinden biri olarak kabul edilir.

🎤 Müzikal Yolculuk ve "Müslümcülük"​

  • Arabesk Dönemi: 80'li ve 90'lı yıllarda "İtirazım Var", "Mutlu Ol Yeter", "Yıkıla Yıkıla" gibi şarkılarla fenomen oldu. Konserlerinde kendinden geçen, jilet atan kitleler oluştu. O, bu kitlenin "Babası" oldu.
  • Değişim ve "Baba" Projeleri: 2000'li yılların başında Murathan Mungan ile hazırladığı "Aşk Tesadüfleri Sever" albümüyle büyük bir değişim yaşadı. Teoman, Tarkan, Bülent Ortaçgil gibi isimlerin şarkılarını kendi tarzıyla yorumlayarak her kesimden dinleyiciye ulaştı.

⚰️ Vefatı​

Müslüm Gürses, yaklaşık 4 ay süren yoğun bakım sürecinin ardından 3 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Mezarı Zincirlikuyu Kabristanı'ndadır.


💡 Onun Hakkında Az Bilinenler​

  • Gerçek Soyadı: Akbaş'tır. Gürses sahne adıdır.
  • Sinema: Sadece şarkıcı değil, aynı zamanda 30'dan fazla filmde rol almış bir oyuncuydu.
 
Son düzenleme:

Steve Jobs

Steve Jobs, sadece bir teknoloji devinin kurucusu değil, aynı zamanda tasarım, pazarlama ve kişisel bilgisayar dünyasını kökten değiştiren bir vizyonerdi.


👶 Erken Yaşam ve Apple'ın Doğuşu (1955 - 1976)​

  • Doğumu ve Evlatlık Verilmesi: 24 Şubat 1955'te San Francisco'da doğdu. Biyolojik ailesi (Suriyeli Abdulfattah Jandali ve Amerikalı Joanne Schieble) tarafından Paul ve Clara Jobs çiftine evlatlık verildi.
  • Üniversiteyi Bırakışı: Reed College'a girdi ancak ailesinin parasını boşa harcadığını düşünerek ilk dönemden sonra okulu bıraktı. Sadece ilgisini çeken hat sanatı (kaligrafi) gibi derslere dışarıdan girdi; bu dersler yıllar sonra Mac bilgisayarların zarif yazı tiplerine ilham verdi.
  • Garajdaki Devrim: 1976 yılında, 21 yaşındayken arkadaşı Steve Wozniak ile birlikte babasının garajında Apple Computer'ı kurdu. İlk ürünleri Apple I idi, ancak Apple II ile dünya çapında başarı yakaladılar.

📉 Apple'dan Kovulması ve Next/Pixar Dönemi (1985 - 1996)​

Jobs, kendi kurduğu şirketten 1985 yılında yönetim kurulu ile yaşadığı anlaşmazlıklar sonucu kovuldu. Bu, hayatının en trajik ama aynı zamanda "en yaratıcı" dönemi oldu:

  • NeXT: Yüksek performanslı bilgisayarlar üreten NeXT şirketini kurdu. Bugün kullandığımız macOS ve iOS'un temelleri bu şirkette atıldı.
  • Pixar: Lucasfilm'den küçük bir grafik birimini satın alarak Pixar'ı kurdu. Toy Story (Oyuncak Hikayesi) ile sinema dünyasında dijital animasyon devrimini başlattı.

🚀 Apple'a Dönüş ve İkinci Altın Çağ (1997 - 2011)​

Apple iflasın eşiğindeyken şirket NeXT'i satın aldı ve Jobs "danışman" olarak geri döndü. Kısa sürede CEO oldu ve teknoloji tarihinin en büyük geri dönüşünü başlattı:

  • Devrim Niteliğindeki Ürünler: Sırasıyla iMac (1998), iPod (2001), iPhone (2007) ve iPad'i (2010) tanıttı.
  • Sektör Değiştiren Adam: Sadece bilgisayar değil; müzik (iTunes), telefon (iPhone) ve yayıncılık (App Store) sektörlerini tamamen yeniden şekillendirdi.

💡 Steve Jobs'un Karakteri ve Felsefesi​

  • Tasarım Odaklılık: Onun için bir ürünün sadece dışı değil, görünmeyen iç aksamı da estetik olmalıydı. "Açılmayacak bir kutunun içindeki vidalar bile güzel dizilmeli," derdi.
  • "Stay Hungry, Stay Foolish" (Aç Kal, Budala Kal): Stanford Üniversitesi mezuniyet törenindeki bu ünlü sözüyle, insanların her zaman öğrenmeye aç ve risk almaya hazır olması gerektiğini vurguladı.
  • Üniforması: Siyah balıkçı yaka kazağı, Levis 501 kot pantolonu ve New Balance spor ayakkabıları onun ikonik tarzı haline geldi. Zaman kazanmak için her gün aynı şeyi giymeyi tercih ediyordu.

⚰️ Vefatı​

Steve Jobs, 2004 yılında nadir görülen bir pankreas kanseri türüne yakalandı. Uzun bir mücadeleden sonra 5 Ekim 2011 tarihinde, 56 yaşındayken hayatını kaybetti. Son sözlerinin "Oh wow. Oh wow. Oh wow." olduğu söylenir.


🔍 Bilinmeyen Bir Detay

Steve Jobs aslında bir mühendis değildi; hiç kod yazmadı veya bir devrenin tasarımını tek başına yapmadı. Onun yeteneği, teknoloji ve sanatı birleştirip insanların "henüz ihtiyaç duyduklarını bilmedikleri" ürünleri öngörmekti.
 
Son düzenleme:
Michael Jackson

'Popun Kralı" olarak bilinen Michael Jackson, müzik tarihinin en ikonik ve etkili figürlerinden biridir. İşte 29 Ağustos 1958’de başlayıp 25 Haziran 2009’da sona eren bu efsanevi hayatın dönüm noktaları:


🎤 Çocuk Yıldızlıktan Dünya Devliğine (1958 - 1982)​

  • Jackson 5 Dönemi: Müzik hayatına henüz 6 yaşındayken, babası Joe Jackson'ın kurduğu Jackson 5 grubuyla adım attı. Grubun en küçük ama en yetenekli üyesi olarak kısa sürede parladı.
  • Solo Kariyer ve İlk Başarı: 1979 yılında çıkardığı Off the Wall albümüyle solo kariyerinde büyük bir sıçrama yaptı. Bu albümle "en iyi erkek R&B vokal" dalında ilk Grammy ödülünü kazandı.

🌟 Zirve: Thriller ve Efsaneleşme (1982 - 1990)​

  • Thriller Devrimi: 1982'de yayımlanan Thriller, hala tüm zamanların en çok satan albümü unvanını korumaktadır. Billie Jean, Beat It ve Thriller gibi şarkılarla pop müziğin çehresini değiştirdi.
  • Moonwalk: 1983 yılında Motown'un 25. yılı kutlamalarında sergilediği ikonik "Moonwalk" (ay yürüyüşü) dansı, onu bir dans dehası olarak tescilledi.
  • Bad ve Rekorlar: 1987’de çıkan Bad albümü, bir albümden çıkan 5 şarkının da listelerde 1 numara olmasıyla o dönem için imkansız bir rekor kırdı.

🏛️ Hayırseverlik ve Kişisel Zorluklar​

  • İnsani Yardım: Michael Jackson, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda büyük bir hayırseverdi. "Heal the World" vakfını kurdu ve ömrü boyunca 300 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
  • Vitiligo ve Fiziksel Değişim: Cilt rengindeki açılmanın sebebi, pigment kaybına yol açan Vitiligo hastalığıydı. Ayrıca 1984'teki Pepsi reklamı çekiminde saçlarının ve kafa derisinin yanması, hayatı boyunca sürecek ağrılarının ve estetik operasyonlarının başlangıcı oldu.
  • Skandallar: 90'lı ve 2000'li yıllarda çocuk istismarı iddialarıyla sarsıldı ancak 2005 yılında çıkarıldığı mahkemede tüm suçlamalardan beraat etti.

⚰️ Vefatı ve Mirası​

  • Ölümü: 25 Haziran 2009'da, Londra'daki "This Is It" geri dönüş konserlerine hazırlandığı sırada, doktoru Conrad Murray'in uyguladığı yüksek dozda propofol zehirlenmesi nedeniyle 50 yaşında hayatını kaybetti.
  • Müzikal Etkisi: Bugüne kadar kazandığı 13 Grammy ve 31 Guinness Rekoru ile tarihin en çok ödül alan sanatçısıdır. Müzik videolarını birer "kısa film" sanatına dönüştüren ilk kişidir.

💡 Michael Jackson Hakkında 3 İlginç Bilgi​

  1. En Çok Satan Albüm: Thriller dünya çapında 110 milyondan fazla satmıştır.
  2. Anti-Gravity Lean: Smooth Criminal klibindeki o ünlü öne eğilme hareketi için özel tasarım bir ayakkabının patentini almıştır.
  3. Grammy Rekoru: 1984 yılında bir gecede tam 8 Grammy ödülü alarak bu alanda bir rekor kırmıştır.
 
Edip Akbayram


Edip Akbayram
(29 Aralık 1950 – 2 Mart 2025), Türk müziğinin en köklü ve saygın isimlerinden biri, Anadolu rock ve protest müziğin unutulmaz temsilcisidir. Müziğiyle halkın acılarını, umutlarını ve sevgisini dile getiren Akbayram, sanat hayatı boyunca çizgisinden ödün vermeyen duruşuyla tanınmıştır.

İşte usta sanatçının hayatına dair önemli dönüm noktaları:


👶 Çocukluk Yılları ve Zorluklar​

  • Doğumu: 1950 yılında Gaziantep'te doğdu.
  • Sağlık Mücadelesi: Henüz 9 aylıkken çocuk felci geçirdi. Bu hastalık bacağında kalıcı bir hasar bıraksa da müziğe olan tutkusunu asla engellemedi. Hatta müziği, o yıllarda yaşadığı travmalardan bir kaçış yolu olarak gördüğünü belirtmiştir.
  • Müzikle İlk Tanışma: Lise yıllarında kendi orkestrasını kurdu ve Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan gibi halk ozanlarının deyişlerini bestelemeye başladı.

🎸 Kariyerin Zirvesi ve "Dostlar"​

  • Altın Mikrofon: 1972 yılında katıldığı "Altın Mikrofon" yarışmasında, Aşık Veysel'in bir şiirinden esinlendiği "Kükredi Çimenler" adlı eseriyle birinci olarak tüm Türkiye'ye adını duyurdu.
  • Dostlar Orkestrası: 1974 yılında kurduğu bu orkestra ile Anadolu ezgilerini modern pop ve rock tınılarıyla harmanlayarak "Anadolu Rock" akımının en önemli isimlerinden biri oldu.
  • Rekor Kıran Şarkılar: Aldırma Gönül ve Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz gibi eserleriyle satış rekorları kırdı, çok sayıda altın plak ve ödül kazandı.

✊ Siyasi Duruşu ve Engeller​

  • Toplumcu Müzik: Her zaman "halkın sanatçısı" olma gayesiyle hareket etti. Şarkılarında sosyal sorunlara ve adalete vurgu yaptı.
  • TRT Yasağı: 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında siyasi duruşu nedeniyle bestelerinin TRT’de çalınması uzun yıllar (1981-1988) yasaklandı. Maddi ve manevi zorluklar çektiği bu dönemde bile popülist veya arabesk müziğe yönelmeyi reddetti.

🎶 Unutulmaz Eserlerinden Bazıları​

  • Hasretinle Yandı Gönlüm
  • Aldırma Gönül (Sabahattin Ali şiiri)
  • Güzel Günler Göreceğiz (Nazım Hikmet şiiri)
  • Kuşlar
  • Bekle Bizi İstanbul
  • Merdo

🕯️ Vefatı​

Usta sanatçı, 2025 yılının başında yaşadığı sağlık sorunları (zatürre ve iç kanama) nedeniyle bir süre yoğun bakımda tedavi görmüş; ancak 2 Mart 2025 tarihinde 74 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
 
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin


Modern Rus edebiyatının kurucusu ve Rusya'nın "ulusal şairi" olarak kabul edilen Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, hem edebi başarıları hem de fırtınalı hayatıyla dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biridir.

Gençlik Yılları ve Eğitimi

  • Doğumu: 6 Haziran 1799'da Moskova'da soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
  • Kökeni: Annesinin büyük dedesi, Rus Çarı I. Petro’nun vaftiz oğlu olan Etiyopyalı Abraham Petroviç Hannibal'dır. Bu karma kökeni, Puşkin'in kimliğinde önemli bir yer tutar.
  • Eğitimi: İlk eğitimini Fransız mürebbiyelerden aldı; ancak Rus diline ve halk masallarına olan tutkusunu kendisine masallar anlatan dadısı Arina'ya borçludur.

Sürgün ve Edebi Kariyeri

  • Muhalif Tavrı: Gençlik yıllarında yazdığı özgürlükçü ve eleştirel şiirler nedeniyle Çar I. Aleksandr tarafından Güney Rusya'ya (Kafkasya ve Kırım) sürgüne gönderildi.
  • Yazım Süreci: Sürgün yılları, onun edebi açıdan en verimli dönemlerinden biri oldu. Ünlü eseri Yevgeni Onegin'e bu dönemde başladı.
  • Tarzı: Klasik Batı edebiyatı ile Rus halk ruhunu sentezleyerek "gerçekçilik" akımının öncülerinden biri oldu.

Trajik Ölümü

Puşkin'in hayatı, bir onur meselesi yüzünden erken yaşta trajik bir şekilde son bulmuştur:

  • Düello: Eşi Natalya Gonçarova'ya kur yaptığı söylentileri üzerine Fransız subay Georges d'Anthès'i düelloya davet etti.
  • Vefatı: 27 Ocak 1837'de yapılan düelloda karnından ağır yaralandı ve iki gün süren can çekişmenin ardından 10 Şubat 1837'de (eski takvime göre 29 Ocak) 37 yaşındayken hayatını kaybetti.

En Önemli Eserleri

Puşkin; şiir, roman ve tiyatro dahil olmak üzere birçok türde eser vermiştir:

  • Yevgeni Onegin: Şiir-roman formundaki başyapıtıdır.
  • Yüzbaşının Kızı: Tarihi bir roman.
  • Maça Kızı: Ünlü kısa öyküsü.
  • Boris Godunov: Tarihi trajedi (tiyatro).
  • Ruslan ve Ludmila: Epik şiir.
  • Kafkas Esiri ve Bahçesaray Selsebili: Destan türündeki eserleri.
 
Atilla İlhan

İlk Yılları ve Eğitim Hayatı

  • Doğumu: 15 Haziran 1925 tarihinde İzmir’in Menemen ilçesinde doğdu.
  • Siyasi Gözaltı: İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken, mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nâzım Hikmet şiirleri nedeniyle 1941 yılında tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Bu olay nedeniyle eğitimine bir süre ara vermek zorunda kaldı.
  • Eğitimi: Danıştay kararıyla okuma hakkını geri kazanarak İstanbul Işık Lisesi'nden mezun oldu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ancak buradaki eğitimini yarıda bırakarak Paris'e gitti.

Kariyeri ve Edebi Kişiliği

  • Maviciler Akımı: Garip akımı ve İkinci Yeni'ye karşı çıkarak, toplumsal gerçekçiliği savunan "Maviciler" akımının öncüsü oldu.
  • Paris Yılları: Gençlik yıllarında ve sonrasında aralıklarla Paris’te yaşadı; bu dönem onun evrensel bir bakış açısı kazanmasında etkili oldu.
  • Çok Yönlülük: "Ali Kaptanoğlu" takma adıyla birçok film senaryosu yazdı. Gazetecilik kariyerinde ise Demokrat İzmir, Milliyet ve Cumhuriyet gibi gazetelerde köşe yazarlığı ve genel yayın yönetmenliği yaptı.
  • Sanat Anlayışı: Şiirlerinde aşk, ölüm, gerilim ve toplumsal meseleleri coşkulu ve kendine has bir imla düzeniyle işledi (örneğin; büyük harf kullanmamasıyla bilinir).

Vefatı

Attila İlhan, 10 Ekim 2005 tarihinde İstanbul’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 80 yaşında hayatını kaybetti. Mezarı Aşiyan Mezarlığı'ndadır.

Şiir Kitapları
  • Duvar: İlk şiir kitabı.
  • Sisler Bulvarı: En ikonik eserlerinden biri.
  • Yağmur Kaçağı: Toplumsal ve bireysel temaların harmanlandığı kitabı.
  • Ben Sana Mecburum: En bilinen aşk şiirlerini içeren eseri.
  • Bela Çiçeği, Yasak Sevişmek, Elde Var Hüzün, Ayrılık Sevdaya Dahil.
Romanları
  • Sokaktaki Adam: İlk romanıdır.
  • Zenciler Birbirine Benzemez: Paris yıllarının izlerini taşır.
  • Kurtlar Sofrası: Türkiye'nin bir dönemini geniş bir perspektifle ele alır.
  • Sırtlan Payı: Kurtuluş Savaşı ve sonrası süreci işler.
  • Gâzi Paşa ve O Sarışın Kurt: Tarihi roman serisinin parçalarıdır.
  • Fena Halde Leman, Haco Hanım Vay.
 
Aşık Mahsuni Şerif

Halk ozanlığı geleneğinin 20. yüzyıldaki en güçlü temsilcilerinden biri olan Âşık Mahzuni Şerif (asıl adıyla Şerif Cırık), toplumsal dertleri, sevdaları ve haksızlıkları sazıyla dile getiren, Anadolu kültürünün dünyaya tanıtılmasında büyük rol oynamış bir sanatçıdır.

Gençlik Yılları ve Eğitimi

  • Doğumu: 17 Kasım 1939'da Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Berçenek köyünde doğdu.
  • Eğitimi: Küçük yaşlarda Kur'an eğitimi almış, eski Türkçe öğrenmiştir. 1957 yılında Mersin Astsubay Okulu'na girmiş, ancak halk edebiyatına ve toplumsal konulara olan ilgisi nedeniyle ordudan ayrılmak zorunda kalmıştır.
  • Mahlası: "Mahzuni" mahlası, tasavvuf dersleri aldığı Cırık Baba tarafından, sanatçının mahcup ve duygulu kişiliği nedeniyle verilmiştir.

Sanat Hayatı ve Mücadelesi

  • Ozanlık Geleneği: Âşık Veysel'i kendine hoca olarak görmüş, Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan gibi isimlerin izinden gitmiştir.
  • Eser Sayısı: 62 yıllık ömrüne 453 plak, 58 kaset ve yayımlanmış 8 kitap sığdırmıştır.
  • Toplumsal Tavrı: Şiirlerinde halkın yoksulluğunu, yolsuzlukları ve siyasi olayları korkusuzca eleştirmiştir. Bu tavrı nedeniyle defalarca gözaltına alınmış, tutuklanmış ve hapis yatmıştır. Hatta bir dönem (1970'li yıllar) sahneye çıkması ve yurt dışına gitmesi yasaklanmıştır.

Vefatı

Âşık Mahzuni Şerif, 17 Mayıs 2002 tarihinde Almanya'nın Köln şehrinde kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Mezarı, Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde, Hacı Bektaş Veli Külliyesi yakınındaki Çilehane bölgesindedir.


En Bilinen Eserleri

Sanatçının eserleri günümüzde hâlâ birçok farklı tarzda sanatçı tarafından seslendirilmeye devam etmektedir:

  • İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım
  • Dom Dom Kurşunu
  • Yuh Yuh
  • Bilmem Ağlasam mı?
  • Dostum Dostum
  • Bizim Köy
  • Katil Amerika
  • Merdo
 
Ayşen Gruda

Türk sinemasının ve tiyatrosunun en unutulmaz isimlerinden biri olan, "Domates Güzeli" lakabıyla kalplerde taht kuran Ayşen Gruda (1944–2019), Yeşilçam’ın altın çağının en önemli karakter oyuncularından biriydi.

Gençlik Yılları ve Sanata Başlangıç

  • Doğumu: 22 Ağustos 1944 tarihinde İstanbul, Yeşilköy'de Osmanlı karargâhı olarak kullanılan bir köşkte doğdu. Erman Ailesi’nin üç kızından ortancasıdır (kardeşleri Ayten ve Ayben de oyuncudur).
  • Eğitimi: Lise eğitimini yarıda bırakarak babasının vefatı üzerine çalışmaya başladı. Sanat hayatına Tevfik Bilge’nin gezici tiyatrosunda adım attı.
  • Soyadı: Oyuncu Yılmaz Gruda ile evlendikten sonra bu soyadını aldı ve kariyeri boyunca bu isimle tanındı (daha sonra boşansalar da soyadını kullanmaya devam etti).

"Domates Güzeli" ve Sinema Kariyeri

  • Çıkışı: Televizyonun tek kanallı olduğu dönemde, bir eğlence programında canlandırdığı "Domates Güzeli Nahide Şerbet" karakteriyle tüm Türkiye tarafından tanındı ve çok sevildi.
  • Arzu Film Ekolü: Ertem Eğilmez filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu oldu. Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal ve Şener Şen gibi dev isimlerle birlikte onlarca kült filmde rol aldı.
  • Oyunculuk Tarzı: Genellikle "evde kalmış kız", "saf ama kurnaz komşu" veya "otoriter anne" rollerini kendine has absürt komedi tarzıyla canlandırdı.

Vefatı

Ayşen Gruda, bir süredir mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 23 Ocak 2019 tarihinde, 74 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.


En Unutulmaz Filmleri

Ayşen Gruda, 100’den fazla filmde rol almıştır. En ikonik olanlardan bazıları:

  • Tosun Paşa: "Tellioğullarının kızı Leyla" rolüyle hafızalara kazındı.
  • Süt Kardeşler: Afife karakterini canlandırdı.
  • Çöpçüler Kralı: Hacer karakteriyle Şener Şen ve Kemal Sunal ile başrolü paylaştı.
  • Hababam Sınıfı Tatilde: Okula gelen kız öğrencilerden biri olarak karşımıza çıktı.
  • Neşeli Günler: "Turşu kavgasının" yaşandığı ailenin üyelerinden biriydi.
  • Gırgıriye: Sevim karakteriyle serinin unutulmazları arasındaydı.
 
Zeki Müren

Türk sanat müziğinin "Güneş"i, "Sanat Güneşi" ve "Paşa"sı olarak anılan Zeki Müren (1931–1996), sadece sesiyle değil, sahne duruşu, tasarımı, nezaketi ve Türkçeyi kusursuz kullanımıyla Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ikonlarından biridir.

Gençlik Yılları ve Eğitimi

  • Doğumu: 6 Aralık 1931 tarihinde Bursa'da doğdu. Ailesinin tek çocuğuydu.
  • Akademik Başarısı: Müziğe olan tutkusunun yanı sıra çok başarılı bir öğrenciydi. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi) Yüksek Süsleme Bölümü'nden mezun oldu. Kendi sahne kostümlerinin pek çoğunu bu tasarım eğitimi sayesinde kendisi çizmiştir.
  • İlk Adım: 1950 yılında henüz üniversite öğrencisiyken TRT İstanbul Radyosu'nun açtığı sınavı birincilikle kazanarak profesyonel müzik hayatına başladı.

Müzik ve Sinema Kariyeri

  • Seste Zirve: 1951 yılında verdiği ilk konserle büyük yankı uyandırdı. 600'den fazla plak ve kaset doldurdu, 300'den fazla şarkı besteledi. İlk Altın Plak ödülünün sahibi oldu.
  • Sinemanın "Altın Çocuğu": 1954 yılında Beklenen Şarkı filmiyle sinemaya adım attı. Toplam 18 filmde başrol oynadı ve bu filmlerin çoğunun müziklerini de kendisi yaptı.
  • Sahne Devrimi: Türkiye'de sahneye ilk kez "T" şeklinde podyum yaptıran ve ilk kez saz heyetine tek tip kıyafet giydiren sanatçıdır. Mini etekli kostümleri, yüksek topuklu çizmeleri ve parıltılı kıyafetleriyle tabuları yıkan bir görsel estetik sundu.

Karakteri ve Sanat Anlayışı

Zeki Müren, halkın her kesimi tarafından sevilmesini "eşsiz nezaketine" borçluydu. Hayranlarına her zaman "En değerli varlıklarım" diye seslenirdi. Türkçeyi telaffuzundaki hassasiyeti, konservatuvarlarda ders olarak okutulacak düzeydeydi.

Vefatı

Zeki Müren, uzun süren inziva döneminin ardından kendisi için düzenlenen bir ödül törenine katılmak üzere gittiği TRT İzmir Televizyonu stüdyolarında, 24 Eylül 1996 tarihinde kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu. Öldüğünde tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı'na bağışladı.


En Unutulmaz Eserlerinden Bazıları

  • Besteledikleri: Şimdi Uzaklardasın, Zehretme Hayatı Bana Cananım, Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin.
  • Yorumladıkları: Elbet Bir Gün Buluşacağız, Manolyam, Duydum ki Unutmuşsun, Veda Busesi.
"Burası huzur adası, ben de gönül elçisiyim." — Zeki Müren
 
Son düzenleme:
Sadri Alışık

Türk sinemasının "Turist Ömer"i, efkarın ve neşenin sembol ismi Sadri Alışık (asıl adıyla Mehmet Sadrettin Alışık), oyunculuğuyla bir döneme damga vurmuş, halkın içinden çıkan en samimi karakterlerden biridir.

Gençlik Yılları ve Sanata Adım

  • Doğumu: 5 Nisan 1925 tarihinde İstanbul, Paşabahçe’de doğdu.
  • Eğitimi: İstanbul Erkek Lisesi’nde okudu. Küçük yaşlardan itibaren tiyatroya ilgi duydu ve Cağaloğlu Halkevi’nde sanata başladı. Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde eğitim alarak sanatsal bakış açısını geliştirdi.
  • İlk Adımlar: Profesyonel tiyatroya Raşit Rıza Tiyatrosu'nda adım attı. Sinemaya ise 1944 yılında Günahsızlar filmiyle giriş yaptı.

Sinemada Altın Çağ ve Unutulmaz Karakterler

Sadri Alışık, sadece bir komedyen değil, aynı zamanda dram filmlerinin de usta ismiydi. Onun oyunculuğunda her zaman bir "İstanbul beyefendisi" zarafeti ile "kenar mahalle delikanlısı" samimiyeti iç içeydi.

  • Turist Ömer: Omuz silkmesi, selam vermesi ve "Felekten bir gece çalalım" deyişiyle Türk sinemasının en ikonik tiplemelerinden biri oldu.
  • Ofsayt Osman: Şaka ile Karışık filmindeki bu karakteriyle, "Hayatın içinde hep ofsayta düşen ama dürüstlüğünden ödün vermeyen" küçük adamın sesi oldu.
  • Ayhan Işık Dostluğu: Türk sinemasının "Kral"ı Ayhan Işık ile olan dostluğu efsaneydi. Işık'ın erken ölümü Sadri Alışık'ı derinden sarsmış ve uzun süre toparlanamamıştır.

Özel Hayatı

  • Çolpan İlhan: 1959 yılında, Türk sinemasının bir diğer güçlü ismi ve yazar Attila İlhan'ın kız kardeşi olan Çolpan İlhan ile evlendi. Bu evlilikten, kendisi gibi oyuncu olan oğlu Kerem Alışık dünyaya geldi. Aile, Türk sanat dünyasının en saygın hanedanlıklarından biri haline geldi.

Vefatı

Sadri Alışık, karaciğer, böbrek ve solunum yetmezliği ile mücadele ettikten sonra 18 Mart 1995 tarihinde İstanbul'da 69 yaşında hayatını kaybetti. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
 
Son düzenleme:
Ali Sami Yen

Türk spor tarihinin en önemli figürlerinden biri, Galatasaray Spor Kulübü’nün 1 numaralı kurucusu ve Türk futbolunun öncüsü Ali Sami Yen (1886–1951), sadece bir kulüp başkanı değil, Türk sporunun kurumsallaşmasını sağlayan bir vizyonerdir.


Doğumu ve Ailesi

  • Doğumu: 20 Mayıs 1886 tarihinde İstanbul, Kandilli'de doğdu.
  • Babası: Türk edebiyatının ve dil biliminin dev isimlerinden, ilk Türkçe roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın yazarı ve Kamûs-ı Türkî'nin müellifi Şemseddin Sami’dir. Ali Sami Yen, entelektüel bir aile ortamında yetişmiştir.

Galatasaray’ın Kuruluşu (1905)

Ali Sami Yen, Galatasaray Lisesi (o zamanki adıyla Mekteb-i Sultani) öğrencisiyken, edebiyat dersinde arkadaşlarıyla birlikte bir futbol kulübü kurmaya karar verdi.

  • Amaç: Kendi deyimiyle amacı; "İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek" idi.
  • 1 Numaralı Üye: Kulübün ilk başkanı seçildi ve 13 yıl boyunca kesintisiz başkanlık yaptı.

Türk Sporuna Katkıları

Ali Sami Yen, sadece Galatasaray için değil, Türk sporu için pek çok "ilk"e imza atmıştır:

  • Milli Takım Teknik Direktörlüğü: Türk Milli Futbol Takımı'nın çıktığı ilk uluslararası maçta (1923, Romanya maçı) takımın başındaki teknik adamdı.
  • TİCİ (Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı): Türkiye'nin ilk spor teşkilatının kurulmasına öncülük etti.
  • Milli Olimpiyat Komitesi: 1922-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı görevini yürüttü.

Soyadı Hikayesi ve Mirası

  • Soyadı: 1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında, Galatasaray'ın başarılarına atıfta bulunarak "Yen" soyadını almıştır.
  • Vefatı: 29 Temmuz 1951 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. Mezarı Feriköy Mezarlığı’ndadır.

Onun Adını Taşıyan Mekanlar

Uzun yıllar Galatasaray’ın efsanevi stadı olan Mecidiyeköy’deki stadyuma "Ali Sami Yen Stadı" adı verilmiştir. Stat 2011'de yıkılsa da, Galatasaray'ın yeni stadının içinde bulunduğu komplekse "Ali Sami Yen Spor Kompleksi" adı verilerek anısı yaşatılmaktadır.
 
Son düzenleme:
George Orwell

George Orwell (asıl adıyla Eric Arthur Blair), 20. yüzyılın en etkili siyasi yazarlarından biridir. Eserleri bugün hâlâ "totalitarizm", "gözetleme toplumu" ve "düşünce özgürlüğü" tartışmalarının merkezinde yer alır.

Erken Yaşamı ve "Birmanya" Dönemi

  • Doğumu: 1903 yılında Hindistan’da doğdu. Babası İngiliz bir devlet memuruydu.
  • Eğitimi: İngiltere’nin en prestijli okullarından biri olan Eton College’da burslu okudu. Ancak üniversiteye gitmek yerine Birmanya'ya (Myanmar) giderek İmparatorluk Polisi oldu.
  • Değişim: Beş yıl süren bu görev, onun emperyalizme (sömürgecilik) olan inancını sarstı. Buradaki tanıklıkları, ilk romanı olan Birmanya Günleri'ne ilham verdi.

Yoksulluk ve Yazarlık Mücadelesi

  • İngiltere'ye döndükten sonra bilinçli olarak yoksulluğu deneyimledi. Paris ve Londra’da bulaşıkçılık yaparak, evsizlerle birlikte yaşayarak toplumun en alt tabakasını gözlemledi.
  • Bu dönemdeki yaşantısını "Paris ve Londra’da Beş Parasız" (1933) kitabında anlattı. George Orwell mahlasını da ilk kez bu kitabın yayımında kullandı (Orwell, Doğu İngiltere’de çok sevdiği bir nehrin adıdır).

İspanya İç Savaşı ve Siyasi Kırılma

  • 1936 yılında faşizme karşı savaşmak için İspanya’ya gitti. Burada cephede boğazından vurularak ağır yaralandı.
  • İspanya’da sadece faşizmi değil, aynı zamanda komünist saflardaki iç hesaplaşmaları ve Stalinist baskıyı da bizzat yaşadı. Bu tecrübe, onun hayatı boyunca **"Demokratik Sosyalizm"**i savunmasına ama her türlü Totalitarizme (baskıcı rejim) düşman olmasına neden oldu.

Başyapıtlar ve Vefatı

Hayatının son yıllarında, verem hastalığıyla boğuşurken en büyük iki eserini yazdı:

  • Hayvan Çiftliği (1945): Stalin devrimini eleştiren siyasi bir fabldır.
  • 1984 (1949): "Büyük Birader" (Big Brother), "Düşünce Polisi" ve "Yenisöylem" (Newspeak) gibi kavramları dünyaya kazandıran kült distopya romanıdır.
Vefatı: Orwell, 1984'ün yayımlanmasından kısa bir süre sonra, 21 Ocak 1950’de Londra’da tüberkülozdan (verem) hayatını kaybetti.
 
Son düzenleme:
Maksim Gorki


Maksim Gorki (asıl adıyla Aleksey Maksimoviç Peşkov), Rus edebiyatının en sarsıcı figürlerinden biridir. Onun hayatı, bir yazarın sadece kitaplarla değil, doğrudan hayatın sert tokatlarıyla nasıl şekillendiğinin en somut örneğidir.


Acı İçinde Geçen Bir Çocukluk

Gorki, Rusça bir kelime olup "Acı" anlamına gelir. Yazarın bu takma adı seçmesi tesadüf değildir:

  • Erken Kayıplar: 5 yaşında babasını, 11 yaşında annesini kaybetti.
  • Sokaklarda Geçen Yıllar: Büyükannesi tarafından büyütülen Gorki, çok küçük yaşta çalışmaya başladı. Ayakkabıcı çıraklığı, gemilerde bulaşıkçılık, fırıncı yardımcılığı ve hamallık yaptı.
  • Eğitimsiz Deha: Düzenli bir okul eğitimi alamadı; ancak çalıştığı gemilerde ve yerlerde bulduğu her kitabı okuyarak kendini yetiştirdi. "Benim üniversitelerim hayatın içindeydi," diyerek bu dönemi anlatır.

Yazarlık Kariyerinin Başlangıcı

  • Gezginlik Dönemi: Rusya’yı uçtan uca yaya olarak gezdi. Gördüğü yoksulluk, adaletsizlik ve halkın sefaleti eserlerinin ana teması oldu.
  • İlk Başarılar: 1892’de ilk öyküsü yayımlandı. Ezilenleri, evsizleri ve toplum dışına itilmişleri anlattığı gerçekçi diliyle kısa sürede tüm Rusya'da (ve dünyada) tanındı.

Devrim ve Siyaset

Gorki sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir devrimciydi:

  • Bolşeviklerle İlişkisi: Lenin ve Stalin ile yakın ilişkileri vardı ancak onlarla sık sık fikir ayrılığına düştü. İnsan onuruna her şeyden çok değer verdiği için baskıcı uygulamalara zaman zaman karşı çıktı.
  • Sürgün Yılları: Çarlık rejimine muhalefeti ve devrimci faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı ve hayatının bir kısmını İtalya (Capri) gibi yerlerde sürgünde geçirdi.

Başyapıtı: Ana (1906)

Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan "Ana", işçi sınıfının uyanışını ve devrim mücadelesini anlatır. Bu roman, sosyalist gerçekçilik akımının ilk ve en güçlü örneği kabul edilir.


En Önemli Eserleri

  • Ana: Devrimci bir oğul ve onun bilinci uyanan annesinin hikayesi.
  • Çocukluğum / Ekmeğimi Kazanırken / Benim Üniversitelerim: Otobiyografik üçlemesi.
  • Ayak Takımı Arasında: Toplumun en altındakileri anlattığı ünlü tiyatro oyunu.

Gorki'nin Ölümü ve Gizemi

1936 yılında hayatını kaybettiğinde ölümü büyük bir tartışma yarattı. Resmî olarak zatürre denilse de, o dönemin siyasi atmosferinde Stalin tarafından zehirletildiğine dair iddialar günümüzde bile hala konuşulmaktadır.
 
İSMET İNÖNÜ

Hem askeri dehasıyla hem de diplomatik yetenekleriyle modern Türkiye’nin inşasında kilit rol oynamış bir devlet adamıdır.

İşte "Milli Şef" olarak da anılan İsmet İnönü’nün hayatının dönüm noktaları:

İlk Yılları ve Askeri Kariyeri

  • Doğumu: 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir'de doğmuştur.
  • Eğitimi: Harp Okulu ve Harp Akademisi'ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle orduya katılmıştır.
  • Cepheler: Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkasya ve Filistin cephelerinde önemli görevler üstlenmiştir.

Milli Mücadele ve Batı Cephesi

Milli Mücadele başladığında Anadolu'ya geçerek Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı olmuştur.

  • İnönü Savaşları: Batı Cephesi Komutanı olarak I. ve II. İnönü Savaşları'nı kazanmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştur. Soyadını da bu zaferleri kazandığı bölgeden almıştır.
  • Lozan Antlaşması: Askeri başarılarının ardından diplomatik alanda da Türkiye’yi temsil etmiş, 1923’te Lozan Barış Antlaşması'nı imzalayarak Türkiye'nin bağımsızlığını dünyaya tescil ettirmiştir.

Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Dönemi

  • İlk Başbakan: Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Başbakanı olmuştur. Atatürk döneminde uzun yıllar bu görevi sürdürmüştür.
  • İkinci Cumhurbaşkanı: Atatürk’ün vefatından bir gün sonra, 11 Kasım 1938’de Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

II. Dünya Savaşı ve Dış Politika

İsmet İnönü’nün en büyük başarılarından biri, Türkiye’yi II. Dünya Savaşı'nın yıkımından uzak tutmasıdır.

  • Baskılara rağmen ülkeyi savaşa sokmamış, "Sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" sözüyle o dönemin zorluklarını ve korumacı politikasını özetlemiştir.

Çok Partili Hayata Geçiş

1945 yılından itibaren Türkiye’nin demokratikleşme sürecini başlatmıştır.

  • 1950 seçimlerini kaybettikten sonra iktidarı barışçıl bir şekilde devrederek Türk demokrasisinin olgunlaşmasına büyük katkı sağlamıştır.
  • "En büyük yenilgim, en büyük zaferimdir" diyerek demokrasiye olan bağlılığını göstermiştir.

6. Vefatı

İsmet İnönü, 25 Aralık 1973’te Ankara’da vefat etmiştir. Kabri, Anıtkabir’de Atatürk’ün mozolesinin tam karşısında yer almaktadır.


Biliyor muydunuz? > İsmet İnönü, satranç ve briç oynamayı çok seven, sanata (özellikle klasik müziğe) büyük önem veren çok yönlü bir entelektüeldi.
 
Son düzenleme:
Hulusi Kentmen

Türk sinemasının "tatlı sert" babası, tonton dedesi ve iyilik timsali komiseri Hulusi Kentmen, sadece bir oyuncu değil, Türk toplumunun hafızasında "güven" kelimesinin karşılığı olmuş bir figürdür.

İlk Yılları ve Deniz Kuvvetleri Geçmişi

  • Doğumu: 20 Ocak 1912'de Bulgaristan'ın Tırnova şehrinde doğdu, ancak çocukluğu İzmit'te geçti.
  • Askeri Kariyeri: Pek çok kişinin bilmediği en önemli özelliği, asıl mesleğinin askerlik olmasıdır. Deniz Astsubay Okulu'ndan mezun oldu ve Deniz Astsubay Başçavuş rütbesiyle emekli olana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yaptı. Oyunculuğa olan tutkusu askerlik döneminde başladı ve görevini yaparken bir yandan da tiyatro oyunlarında sahne aldı.

Sanat Hayatına Giriş

  • Tiyatroya olan ilgisi Halkevleri'nde başladı. Profesyonel anlamda sahneye çıkışı Ses Tiyatrosu ile oldu.
  • Sinemaya ilk adımını 1942 yılında "Senede Bir Gün" filmiyle attı.

Karakteri ve Oyunculuk Tarzı

Hulusi Kentmen denilince akla gelen ikonik özellikler şunlardır:

  • Pala Bıyıkları: Kendine has, her zaman bakımlı pala bıyıkları onun imzasıydı.
  • Otoriter ama Sevecen: Çoğu filminde fabrikatör, komiser ya da hakim rollerindeydi. Sert görünümlü ama kalbi yumuşacık, fakire yardım eden, dürüstlüğü temsil eden karakterleri canlandırdı.
  • Kendi Sesi: Filmlerinin çoğunda Kemal Ergüvenç tarafından seslendirilse de, o tok ve güven veren imajıyla özdeşleşti.

Sanat Dışındaki Tutkuları

  • Müzik: Sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra keman çalmaya büyük ilgi duyardı.
  • Klasik Arabalar: Birçok Yeşilçam filminde gördüğümüz o meşhur 1956 model Chevrolet araba aslında kendisine aitti. Arabasına çok düşkün olmasıyla bilinirdi.

Vefatı ve Mirası

  • 20 Aralık 1993 tarihinde, 81 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle aramızdan ayrıldı. Mezarı Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.
  • Ölümünden sonra Kadıköy'de bir parka ismi verilmiş ve heykeli dikilmiştir.

Neden Bu Kadar Çok Sevildi?Hulusi Kentmen, Türk insanı için "ideal baba/dede" figürüydü. Toplumun en çok ihtiyaç duyduğu adalet, merhamet ve dürüstlük değerlerini beyaz perdeye yansıttığı için bugün bile filmleri her yaştan insan tarafından büyük bir keyifle izlenmektedir.
 
Agatha Christie

Polisiye edebiyatının tartışmasız kraliçesi olan Agatha Christie (1890 - 1976), dünya edebiyat tarihinin en çok satan ve en çok dile çevrilen yazarlarından biridir. Hayatı, yarattığı dedektiflik hikayeleri kadar ilginç detaylar barındırır.


Erken Yaşamı ve Eğitimi​

15 Eylül 1890'da İngiltere'nin Torquay kentinde doğan Christie, evde eğitim görmüş ve küçük yaştan itibaren geniş bir hayal dünyasına sahip olmuştur. İlk eşi olan Archibald Christie ile 1914 yılında evlenmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında bir hastanede eczacı yardımcısı olarak çalışması, eserlerinde sıkça kullandığı "zehirler" hakkındaki derin bilgisinin kaynağı olmuştur.

Edebi Kariyeri ve Karakterleri​

İlk romanı olan "Styles’daki Esrarengiz Olay"ı 1920 yılında yayımlamıştır. Bu kitap, edebiyat dünyasına efsanevi Belçikalı dedektif Hercule Poirot karakterini kazandırmıştır. Christie, kariyeri boyunca 66 polisiye roman ve 14 kısa öykü kitabı yazmıştır.

  • Hercule Poirot: Düzen takıntılı, "küçük gri hücrelerini" kullanan Belçikalı dedektif.
  • Miss Marple: Sevimli ama oldukça zeki ve gözlemci yaşlı bir kadın dedektif.

Gizemli 11 Gün: Kayboluşu​

1926 yılında Agatha Christie, hayatının en büyük gerçek gizemine imza atmıştır. Eşinin boşanmak istemesi ve annesinin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı yaşayan yazar, arabasını terk edilmiş halde bırakarak ortadan kaybolmuştur. Tüm İngiltere'de aranan yazar, 11 gün sonra bir otelde başka bir isimle kayıtlı olarak bulunmuştur. Bu dönemi neden ve nasıl geçirdiği hala tam olarak aydınlatılamamış bir sırdır.

Arkeoloji ve İkinci Evlilik​

Arkeolog Max Mallowan ile yaptığı ikinci evlilik, hayatının dönüm noktası olmuştur. Eşiyle birlikte Orta Doğu'daki pek çok arkeolojik kazıya katılmıştır. Bu seyahatler, "Nil'de Ölüm" ve "Mezopotamya'da Cinayet" gibi en ünlü eserlerine ilham kaynağı olmuştur.

Önemli Eserleri​

  • On Küçük Zenci (And Then There Were None): Dünyanın en çok satan polisiye romanıdır.
  • Doğu Ekspresi'nde Cinayet (Murder on the Orient Express): Bir kısmını İstanbul’daki Pera Palas Otel'de yazdığı bilinen kült eseridir.
  • Fare Kapanı (The Mousetrap): Dünyanın en uzun süre sahnelenen tiyatro oyunudur.

Başarıları ve Mirası​

Agatha Christie'ye 1971 yılında İngiltere'nin en yüksek onur unvanlarından biri olan "Dame" unvanı verilmiştir. Kitapları toplamda 2 milyardan fazla satmış olup, İncil ve Shakespeare eserlerinden sonra dünyada en çok okunan metinler arasında kabul edilir.
 
Michael Jordan

Basketbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak kabul edilen Michael Jordan, nam-ı diğer "Air Jordan", sadece bir sporcu değil, aynı zamanda küresel bir kültürel ikon ve başarılı bir iş insanıdır.

Erken Yaşamı ve Kolej Yılları

  • Doğumu: 17 Şubat 1963’te New York, Brooklyn’de doğdu, ancak Kuzey Karolina'da büyüdü.
  • Reddediliş: Lise ikinci sınıfta okulun basketbol takımına alınmadı. Bu başarısızlık, onun çalışma azmini körükleyen en büyük motivasyon kaynağı oldu.
  • Üniversite: Kuzey Karolina Üniversitesi’nde (UNC) oynadı. 1982 yılında NCAA şampiyonluk maçında attığı son saniye basketiyle takımına şampiyonluğu getirdi ve yıldızı burada parladı.

NBA Kariyeri ve Chicago Bulls Efsanesi

1984 NBA Draftı'nda Chicago Bulls tarafından 3. sırada seçildi. Kariyeri boyunca şu başarılara imza attı:

  • 6 NBA Şampiyonluğu: 1991, 1992, 1993 ve (emeklilikten döndükten sonra) 1996, 1997, 1998 yıllarında iki kez "three-peat" (üst üste üç şampiyonluk) yaptı.
  • MVP Ödülleri: 5 kez Normal Sezon MVP'si, 6 kez Final Serisi MVP'si seçildi.
  • Skor Şampiyonluğu: Tam 10 kez NBA sayı kralı oldu.
  • Savunma Gücü: Sadece hücumda değil, savunmada da bir devdi; 1988'de Yılın Savunmacısı ödülünü aldı.

Emeklilikler ve Beyzbol Macerası

  • İlk Emeklilik (1993): Babası James Jordan’ın trajik bir cinayete kurban gitmesi sonrası basketbolu bıraktığını açıkladı ve babasının hayali olan beyzbola yöneldi. Bir süre alt liglerde beyzbol oynadı.
  • "I'm Back" (1995): Kısa bir faks mesajıyla basketbola geri döndü ve Chicago Bulls ile ikinci hanedanlığını kurdu.
  • Washington Wizards: 2001-2003 yılları arasında ikinci kez basketbola dönerek Washington Wizards forması giydi ve 40 yaşında kariyerini noktaladı.

İş Dünyası ve Marka Değeri

  • Nike ve Jordan Brand: Nike ile yaptığı iş birliği, spor dünyasının en başarılı ticari hamlesidir. "Jumpman" logosu ve Air Jordan ayakkabıları bir dünya markası haline geldi.
  • Milyarder Sporcu: Jordan, tarihte milyarder olan ilk sporcu unvanına sahiptir. NBA takımı Charlotte Hornets'in eski sahibidir.

Mirası ve Popüler Kültür

  • Space Jam: 1996 yapımı filmle sinema dünyasında da yer aldı.
  • The Last Dance: 2020 yılında yayınlanan bu belgesel, Jordan'ın rekabetçi ruhunu ve Chicago Bulls'un son şampiyonluk yılını tüm dünyaya tekrar hatırlattı.

Özetle: Michael Jordan, mükemmeliyetçiliği, kazanma hırsı ve atletik yetenekleriyle profesyonel sporun standartlarını değiştiren bir figürdür.
 
Barbaros Hayrettin Paşa

Türk denizcilik tarihinin en büyük ismi, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk Kaptan-ı Deryası ve Akdeniz’i bir "Türk Gölü" haline getiren efsanevi denizci Barbaros Hayrettin Paşa, sadece bir asker değil, aynı zamanda bir devlet adamı ve strateji dehasıdır.


Kökeni ve "Barbaros" Lakabı

  • Asıl Adı: Hızır Reis’tir. "Hayrettin" (Dinin hayırlısı) ismini ona başarılarından dolayı Yavuz Sultan Selim vermiştir.
  • Barbaros Lakabı: Avrupalılar, Hızır Reis ve ağabeyi Oruç Reis’e kızıl sakallarından dolayı İtalyanca "Barba" (Sakal) ve "Rosa" (Kızıl) kelimelerinin birleşimi olan "Barbarossa" lakabını takmışlardır.
  • Ailesi: Midilli adasında doğmuştur. Babası Yakup Ağa bir Osmanlı sipahisidir.

Denizlerdeki İlk Yıllar ve Cezayir’in Fethi

Hızır Reis, abisi Oruç Reis ile birlikte Akdeniz’de korsanlık (o dönemde devlet adına yapılan gönüllü denizcilik) yaparak başladı. Amaçları, hem ticaret yapmak hem de İspanyol baskısı altındaki Kuzey Afrika Müslümanlarına yardım etmekti.
  • 1516 yılında Cezayir’i İspanyollardan alarak orada bir devlet kurdular.
  • Oruç Reis’in şehit düşmesinden sonra Hızır Reis, Cezayir’in başına geçti ve topraklarını Osmanlı İmparatorluğu’na bağlayarak merkezi otoritenin desteğini aldı.

Kaptan-ı Deryalık Dönemi (1533)

Kanuni Sultan Süleyman, Hızır Reis’in başarılarını duyarak onu İstanbul’a davet etti.
  • Hızır Reis, 1533 yılında Osmanlı donanmasının başına getirildi ve Kaptan-ı Derya (Deniz Kuvvetleri Komutanı) ilan edildi.
  • Osmanlı donanmasını modernleştirdi, tersaneleri (özellikle Haliç Tersanesi) Avrupa’nın en büyük gemi üretim merkezleri haline getirdi.

Preveze Deniz Zaferi (1538)

Barbaros’un kariyerinin zirvesi, 28 Eylül 1538 tarihindeki Preveze Deniz Muharebesi’dir.
  • Rakip: Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması (Osmanlı’dan sayıca 3 kat daha fazlaydılar).
  • Sonuç: Barbaros, uyguladığı muazzam taktikle Haçlı donanmasını bozguna uğrattı. Bu zaferle birlikte Akdeniz’deki Türk üstünlüğü kesinleşti. (Bu tarih bugün Türk Deniz Kuvvetleri Günü olarak kutlanır).

Karakteri ve Vefatı

  • Barbaros, sadece bir savaşçı değil; Arapça, Rumca, İtalyanca, İspanyolca ve Fransızca gibi dilleri bilen çok yönlü bir entelektüeldi.
  • Hatıratı: Kanuni’nin isteği üzerine "Gazavat-ı Hayrettin Paşa" adıyla hayatını ve savaşlarını anlatan bir kitap yazdırmıştır.
  • Vefatı: 1546 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Türbesi Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’nin hemen yanındadır.

İlginç Bir Detay

Barbaros Hayrettin Paşa’nın vasiyeti üzerine, türbesi deniz kenarına yapılmıştır. Osmanlı döneminde donanma sefere çıkarken veya dönerken Beşiktaş önünden geçerken Barbaros’un türbesini selamlamak ve ruhuna Fatiha okumak bir gelenekti.
 
Son düzenleme:
Kayahan

Türk pop müziğinin efsanevi ismi, "Büyük Usta" olarak anılan Kayahan Açar (1949–2015), hem yorumculuğu hem de yazdığı sayısız hit şarkıyla Türkiye'nin müzik tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır.

Erken Yaşam ve Kariyerin Başlangıcı

  • Doğumu: 29 Mart 1949 tarihinde İzmir’de doğdu. Babasının asker olması nedeniyle çocukluğu farklı şehirlerde geçse de gençliği Ankara’da şekillendi.
  • Müzik Yolculuğu: Profesyonel müziğe 1971 yılında çıkardığı "Yosun Gözlü Sevgilim" plağı ile başladı. Ancak asıl çıkışını 1980'lerde Nilüfer'e verdiği şarkılarla (Geceler, Esmer Günler, Kar Taneleri) yaptı.
  • Eurovision: 1990 yılında "Gözlerinin Hapsindeyim" şarkısıyla Türkiye'yi Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil etti.

Altın Çağ ve Unutulmaz Şarkılar

1990'lı yıllar Kayahan'ın solo kariyerinin zirvesidir. Neredeyse her albümü satış rekorları kırmış ve "Yılın Şarkısı" ödüllerini toplamıştır.

  • En Popüler Albümleri: Yemin Ettim (1991), Odalarda Işıksızım (1992), Son Şarkılarım (1993), Benim Penceremden (1995).
  • Hit Parçaları: "Yemin Ettim", "Mor Menekşe", "Sarı Saçlarından Sen Suçlusun", "Bir Aşk Hikayesi", "Allah’ım Neydi Günahım", "Emrin Olur", "E Bebeğim E".

Özel Hayatı ve Çocukları

Kayahan hayatı boyunca üç kez evlenmiştir:

  1. Nur Açar (1973–1991): İlk evliliğidir. Bu evlilikten kızı Beste Açar (1974) dünyaya gelmiştir.
  2. Lale Yılmaz (1992–1993): Şahitliğini Turgut Özal'ın yaptığı bu evlilik kısa sürmüştür.
  3. İpek Açar (1999–2015): Vokalisti İpek Açar ile yaptığı bu evlilik sanatçının vefatına kadar sürmüştür. Bu evlilikten kızı Aslı Gönül (2000) doğmuştur.

Hastalık Süreci ve Vefatı

Kayahan, uzun yıllar boyunca "yumuşak doku kanseri" ile mücadele etti. İlk kez 1990'da yakalandığı bu hastalığı iki kez yenmeyi başarsa da 2014 yılında hastalık üçüncü kez nüksetti.

  • Vefat Tarihi: 3 Nisan 2015 tarihinde, 66 yaşındayken İstanbul'da hayatını kaybetti.
  • Son Konser: Vefatından kısa bir süre önce, 14 Şubat 2015 Sevgililer Günü'nde Beşiktaş Meydanı'nda Nilüfer ile dargınlığını bitirerek verdiği konser, hayranlarına son vedası oldu.

İlginç Bir Detay: Gömeç ve Sevgi Köyü

Kayahan'ın doğaya ve huzura olan tutkusu, Balıkesir’in Gömeç ilçesinde bir "Sevgi Köyü" inşa etmesine vesile olmuştur. Bu köydeki tüm cadde ve sokak isimleri "Geceler Caddesi", "Mavilim Caddesi" gibi kendi şarkılarının isimlerinden oluşmaktadır.
 
Son düzenleme:
Şems-i Tebrizi

Sadece bir mutasavvıf değil, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin hayatındaki en büyük kırılma noktası ve onu "hamlıktan pişmeye" götüren bir manevi aynadır. Hayatı, tarihsel gerçeklerle efsanelerin iç içe geçtiği gizemli bir yolculuktur.

Gençliği ve "Uçan Şems" Lakabı

  • Asıl Adı: Şemseddin Muhammed b. Ali b. Melikdad.
  • Doğumu: 1185 civarında İran’ın Tebriz şehrinde doğmuştur.
  • Eğitimi: Tebriz'de Ebubekir Selebaf gibi hocalardan ders almıştır. Ancak ruhundaki arayış o kadar büyüktür ki, yerinde duramaz ve sürekli seyahat eder.
  • Lakabı: Çok gezdiği ve bir yerde uzun süre kalmadığı için ona "Şems-i Perende" (Uçan Şems) denilmiştir.

Konya'ya Geliş ve Mevlânâ ile Karşılaşma

Şems, manevi bir açlık içindeydi ve "kendisi gibi bir dost" arıyordu. 1244 yılında Konya’ya geldi. O sırada Mevlânâ, medresede ders veren, fıkıh bilen saygın bir alimdi.

  • Ünlü Karşılaşma: Şekerfuruş Hanı’nın önünde karşılaştıkları rivayet edilir. Şems, Mevlânâ’ya öyle bir soru sormuştur ki (Hz. Muhammed mi yoksa Bayezid-i Bistami mi daha büyüktür gibi çetin sorular), Mevlânâ bu sorunun derinliği karşısında sarsılmış ve Şems’in aradığı kişi olduğunu anlamıştır.
  • Dönüşüm: Mevlânâ o günden sonra ders vermeyi, kitapları ve cübbeyi bırakıp Şems ile aylarca süren bir halvet (baş başa kalma) dönemine girmiştir. Mevlânâ’yı bir hukukçu ve hoca olmaktan çıkarıp, bir aşk şairi ve derviş yapan bu dostluktur.

Şems’in Kayboluşu ve Gizemli Ölümü

Mevlânâ’nın müridleri ve ailesi (özellikle küçük oğlu Alaeddin Çelebi), Şems’i kıskanmaya başladılar. Mevlânâ’nın her şeyi bırakıp Şems ile ilgilenmesine tepki gösterdiler.

  • Birinci Ayrılık: Şems, baskılar üzerine Şam’a kaçtı. Mevlânâ perişan oldu, mektuplar yazdı ve oğlu Sultan Veled’i göndererek onu geri getirtti.
  • Sonsuz Ayrılık (1248): Şems tekrar Konya'dan kayboldu. Bazı kaynaklar onun gizlice öldürüldüğünü (öldürenler arasında Mevlânâ’nın oğlunun da olduğu iddia edilir), bazıları ise sessizce Konya’yı terk edip Tebriz’e döndüğünü söyler. Bugün Konya’da ve Tebriz’de ona ait olduğu söylenen türbeler (makamlar) vardır.

Öğretisi: Makalat

Şems’in düşüncelerini en iyi yansıtan eser "Makalat" (Konuşmalar) adlı kitaptır. Bu kitapta Şems’in Mevlânâ ile sohbetleri ve hayata bakışı yer alır. Şems, sadece aşkı değil, aynı zamanda samimiyeti ve dürüstlüğü savunan, gösterişten nefret eden sert bir mizaca sahipti.


Şems’in Meşhur "40 Kuralı"ndan Bazıları

Bugün Elif Şafak’ın "Aşk" romanıyla da popülerleşen, Şems’in gönül dünyasını özetleyen bazı kurallar şunlardır:

  1. "Yaradan’ı hangi kelimelerle tanımladığın, kendini nasıl gördüğüne aynadır."
  2. "Hakk’a giden yol yürekten geçer, akıldan değil."
  3. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmadığını?"
 
Orhan Veli Kanık

(1914–1950), Türk şiirini kökten değiştiren, "sokağın sesini" mısralara taşıyan devrimci bir şairdir. Sadece 36 yıl süren kısa hayatına, edebiyat tarihimizin en büyük yeniliklerinden biri olan Garip akımını sığdırmıştır.


İlk Yılları ve "Üç Silahşörler"

  • Doğumu: 13 Nisan 1914’te İstanbul Beykoz’da doğdu. Babası Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefi Mehmet Veli Bey’dir.
  • Dostluklar: Ankara Erkek Lisesi’nde okurken hayatını ve Türk şiirini değiştirecek olan iki isimle; Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat ile tanıştı. Bu üç arkadaş, edebiyat dünyasında sarsıntı yaratacak işlere imza atacaklardı.
  • Eğitim ve İş: İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünü yarıda bıraktı. PTT Genel Müdürlüğü’nde memurluk ve Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çevirmenlik yaptı.

Garip Akımı: Şiirde Devrim

1941 yılında arkadaşlarıyla birlikte yayımladığı "Garip" kitabı, Türk şiirinde bir dönüm noktasıdır. Orhan Veli'nin bu akımla getirdiği yenilikler şunlardı:

  • Ölçü ve Kafiyeye Veda: Şiirin "vezin" (ölçü) ve "kafiye" (uyak) gibi zorunlu kalıplardan kurtulması gerektiğini savundu.
  • Sıradan İnsan: Şiirin konusunu yüksek zümreden alıp sokağa, "küçük adama" indirdi. Meşhur "Kitabe-i Seng-i Mezar" şiirindeki "Hiçbir şeyden çekmedi dünyada / Nasırdan çektiği kadar" dizeleriyle sıradan bir insanın nasırını şiire konu ederek o güne kadar süregelen estetik anlayışı yıktı.
  • Yalın Dil: Şiir dilini, halkın günlük konuşma diliyle eşitledi. Edebi sanatları, süslü anlatımları reddetti.

"Yaprak" Dergisi ve Son Yılları

1949 yılında cebindeki son parayla "Yaprak" dergisini çıkarmaya başladı. Dergi, dönemin aydınları ve sanatçıları için önemli bir fikir platformu oldu. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle sadece 28 sayı yayımlanabildi.

Hazin ve "Garip" Bir Ölüm

Orhan Veli'nin ölümü, tıpkı şiirleri gibi beklenmedik ve sarsıcı olmuştur:

  • Kaza: 10 Kasım 1950’de Ankara’da belediyenin kablo döşemek için açtığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı.
  • Vefatı: İki gün sonra İstanbul’a döndü ancak 14 Kasım’da bir arkadaşının evinde fenalaştı. "Alkol zehirlenmesi" sanılarak hastaneye kaldırıldı; fakat yapılan otopside asıl nedenin çukura düşmeye bağlı beyin kanaması olduğu anlaşıldı.
  • Mezarı: Bugün Rumeli Hisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığı'nda, o çok sevdiği İstanbul'u izleyen bir tepede yatmaktadır.

Unutulmaz Eserleri ve Şiirleri

  • Kitapları: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı.
  • En Ünlü Şiirleri:
    • İstanbul'u Dinliyorum ("İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı...")
    • Anlatamıyorum ("Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda?")
    • Bedava ("Bedava yaşıyoruz, bedava...")
    • İstanbul Türküsü ("İstanbul'da Boğaziçi'nde, bir fakir Orhan Veliyim...")
 
Geri
Üst