"İstanbul, hava kargo taşımacılığında da dünya ölçeğinde liderliğe oynayabilir"
İGA İstanbul Havalimanı CEO'su Bilgen, hava kargo taşımacılığının yolcu kadar "liberal" hareket edebilen bir yapısı olmadığına işaret ederek, belli gümrük sınırlamalarıyla veya lojistik altyapıyla sınırlandırılabildiğini ifade etti.
Bilgen, gereken çalışmalar yapıldığında ve atılması gereken adımlar atıldığında hava kargo taşımacılığında da İstanbul'un dünya ölçeğinde liderliğe oynayabileceğini vurguladı.
Hava kargo taşımacılığında 5 milyon tonu aşan bir hacimle Hong Kong'un zirveyi elinde bulundurduğunu aktaran Bilgen, şöyle devam etti:
"Bizim de havalimanımızda tüm fazlar tamamlandığında 5,5 milyon ton kargo elleçlemesi yapılabilecek altyapıyı destekleyen bir durum var. Biz gerekli çalışmaların yapılmasıyla ilgili zaten bütün paydaşlarımızla koordinasyon halinde devam ediyoruz. Kargo şirketleri, forwarderlar, gümrük birimlerimiz gibi yer hizmetleri şirketlerimiz gibi Türk Hava Yolları'nın kargo tarafı gibi çok paydaşlı bir yapı var. Burada da açıkçası ben çok iyimserim. Hürmüz Boğazı'nın ekonomik anlamdaki değerinin ötesinde ne kadar önemli olduğunu son zamanlarda görüyoruz. Bu tip lojistik merkezleri elinde bulundurmak, kontrolü elinde bulundurmak aslında stratejik olarak da çok büyük avantajları beraberinde getiriyor. Bu anlamda İGA İstanbul Havalimanı'nın bir küresel kargo merkezi olması da ciddi bir avantaj olacaktır. Bunun için de çalışmalar devam ediyor."
"Önümüzdeki ajandada en kritik başlıklardan biri sürdürülebilir jet yakıtı tedarikinin kolaylaştırılması"
Selahattin Bilgen, sürdürülebilirliğin havacılığın önündeki en önemli konulardan bir tanesi olduğunu belirterek, kendilerinin de küresel en büyük oyunculardan biri olarak bu konuda dünyadan farklı bir noktada konumlanma şansı bulunmadığını söyledi.
Bilgen, dünyadaki en üst standartlar neyse İstanbul Havalimanı'nda da o standartları takip ettiklerini ama sürdürülebilirlik çalışmalarını sadece "SAF" denilen Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı'nın ötesinde daha geniş çerçeveden ele almak gerektiğini bildirdi.
Karbon emisyonunun takibinin, suyun ve katı atığın geri dönüştürülmesinin, sosyal etkilerin, gürültünün kontrol edilmesinin bir bütün olduğunu vurgulayan Bilgen, şunları söyledi:
"Önümüzdeki ajandadaki en kritik başlıklardan bir tanesi sürdürülebilir jet yakıtı tedarikinin kolaylaştırılması, lojistiğinin sağlanması. Bu anlamda da yine bizim aslında çok önemli bir avantajımız var, o da yine projenin bir parçası olarak yapılmış bir deniz limanı işletiyoruz. Bu deniz limanı da havalimanının yakıt çiftliğine doğrudan yer altı borularıyla bağlı. Yakıt çiftliğinden de uçaklara doğrudan yine yer altından borularla yakıt tedariki sağlanıyor. Limanımız da dünyanın her yerinden gemileri kabul edebilecek büyüklükte ve ölçekte bir deniz limanı. Bu da tabii lojistik tedarik anlamında bizi çok esnek kılıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde SAF üretildiğinde aslında bu İstanbul Havalimanı'na taşınabilir durumda ama Türkiye içerisinde de bunun üretimi önemli bir adım. Orada da yine çok paydaşlı bir yapıda planlamalar ve çalışmalar devam ediyor."
"İGA İstanbul Havalimanı, 2050'deki Net Sıfır Karbon hedefinden yüzde 30 daha ileride hareket eden bir konumda"
Bilgen, sürdürülebilirliğin havacılık sektörü için kritik başlıklardan bir tanesi olduğunu, uzun vadede havacılığın talebiyle ilgili bir sıkıntı görmediğini aktardı.
Yolcu ve kargo tarafında herhangi bir sıkıntının olmadığını anlatan Bilgen, insanların daha çok seyahat etmek istediklerini ve daha entegre bir dünyada yaşandığını, bu yüzden artan ve devamlılığını öngördükleri talep olduğunu belirtti.
Havacılığın önündeki olası engellerin "sürdürülebilirlikle ilgili" ve "uçak üreticilerinden kaynaklı olabilecek gecikmeler veya kısıtlamalar" olabileceğine işaret eden Bilgen, sürdürülebilirlikle ilgili olan alanlardaki öncü konumlarının, burada rakiplerine göre önde olmalarının kendilerini bu anlamda da gelecek yıllarda ön plana taşıyacağını bildirdi.
Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün itibarıyla İGA İstanbul Havalimanı katı atığının yüzde 35'inden fazlasını geri dönüştürebilen, suyun yüzde 40'ını yine geri dönüştüren, 2050'deki Net Sıfır Karbon hedefinden yüzde 30 daha ileride hareket eden bir konumda. Geçtiğimiz yıl 240 megavatlık güneş santralimizi devreye alarak bütün elektriğini yenilenebilir kaynaklardan üreten dünyadaki ilk büyük havalimanı oldu. Bu yıl yine başlattığımız önümüzdeki 1,5 yıl boyunca devam edecek Reverse Osmosis (ters osmoz) yatırımıyla da suyumuzun tamamını şehir şebekesi dışından tedarik eder bir yapıya dönüyor olacağız. Bu gibi büyük projelerle de aslında dünyaya yine örnek olacak bir noktadayız."
"Erişilebilirlik ve yolcu deneyimi uygulamaları bizi ayrıştıran özelliklerden biri olarak ön plana çıkıyor"
Bilgen, İstanbul Havalimanı'nın rakamsal büyüklüklerin gözetilerek çok büyük ölçekli olarak planlandığını dile getirdi.
En başta "Bu kadar büyük bir havalimanı yapmaya gerek var mı?" tartışmalarını anımsatan Bilgen, "Bu bizi aslında projenin ilk geliştirme aşamasında bütün yolcularımıza en üst hizmet seviyesinde hizmet verip veremeyeceğimiz sorusuna götürdü. Dolayısıyla daha tasarım aşamasında engelli yolcularımız dahil olmak üzere yaşlı veya küçük çocuğu olan aileler de olmak üzere farklı misafir profillerine en üst hizmet seviyesinde nasıl hizmet verebiliriz yaklaşımıyla tasarımlarımız yapıldı. 1,4 milyon metrekarelik dünyanın en büyük terminalini işletiyoruz ama bir yandan da geçtiğimiz yıl dünyanın en erişilebilir havalimanı ödülünü de kazandık." ifadelerini kullandı.
Bilgen, sosyal sorumluluk vizyonu kapsamında havalimanı içerisinde yolcu deneyimini iyileştiren bina içi navigasyon sistemlerinin olduğunu kaydederek, görme engelli misafirlerin sesli destek uygulamalarıyla hiçbir ekstra destek almadan otoparktan uçağına kadar gidebildiğini vurguladı.
65 yaş üstü programlarının da olduğuna değinen Bilgen, "Yaşlı misafirlerimizin hayatını kolaylaştıracak çözümler sunuyoruz. 'Aile Dostu Havalimanı' konseptimizle de küçük çocuklarıyla seyahat edenler bilir, bir yandan valizleri taşımak bir yandan çocuklarla birlikte hareket etmek çok kolay değildir. Orada da yine onlara özel oluşturduğumuz çözümlerle birlikte aslında bütüncül olarak buradaki bütün o erişilebilirlik ve yolcu deneyimi uygulamaları bizi yine ayrıştıran özelliklerden bir tanesi olarak ön plana çıkıyor." diye konuştu.
Bilgen, gidecek daha çok yolları olduğunu ve birçok alanda yatırımların devam ettiğini belirterek, "Önümüzdeki ayın başında JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali'ni açarak çok yeni bir segmentte önemli bir müşteri deneyimi sunmaya başlayacağız. Bu da yine küresel ölçekte ses getireceğini düşündüğümüz uygulamalardan bir tanesi olacak." dedi.
Bilgen, İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.
İstanbul Havalimanı'nın rakamsal ve bilanço büyüklüğü olarak Türkiye'deki en büyük ikinci reel sektör şirketi konumuna gelmiş durumda olduğuna işaret eden Bilgen, bu kadar yolcu sayısından, rekorlardan, cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı yatırımı olduğundan bahsedilen İstanbul Havalimanı'nın finansal sonuçlarının da bu ölçekle paralel olduğunu söyledi.
Bilgen, bu kadar büyük yatırım yapıldığında çok ciddi öz kaynak katkısı sağlaması gerektiğini vurgulayarak, uzun vadeli proje finansmanlarıyla bunların finansmanlarının sağlandığını bildirdi.
Bütün sistemin içerisinde finansal sürdürülebilirliğin çok önemli bir başlık olduğuna dikkati çeken Bilgen, "Burada da ciddi uzun vadeli stratejik planımızla uyumlu finansal projeksiyonlarımız ve onlarla da uyumlu kısa ve orta vadeli hedefler doğrultusunda şirketimizi yönetiyoruz. Bunların da ticari ve finansal sonuçlarının beklentilerimizle paralel olduğunu söyleyebilirim ancak bu tip projelerde belli aşamalar ve safalar geçildikçe bazı noktalar daha tercih edilebilir hale geliyor. Halka arz noktasında hem yatırımcıların ihtiyaçları hem de piyasadaki diğer yatırımcıların beklentileri ön plana çıkıyor ama İGA İstanbul Havalimanı olarak baktığımızda şu anda bütün yatırımlarını kendi yarattığı kaynaklarla devam ettirebilen bir yapısı var. Dolayısıyla da aslında biraz gelecek ne gösterir, ona göre de şekillenecektir ama kısa vadede bir halka arz planımız yok. Nakit akışı olarak da yatırımlarımızı kendimiz sağlayabiliyor olmamız da burada acele etmeden önümüze bakmamızı sağlıyor." diye konuştu.
"Havacılık, ülkemizin küresel ölçekte rekabet avantajı olan alanlardan bir tanesi"
Selahattin Bilgen, İstanbul Havalimanı olarak insan kaynakları stratejilerine değinerek, dünyanın genelinde doğru ve kaliteli yeteneğe ulaşmanın ve onu elinde tutmanın en önemli zorluklardan bir tanesi olduğunu dile getirdi.
Geçmişte yetenekli ve eğitimli gençlerin hedeflerinin büyük şirketlere girip çalışmak olduğunu aktaran Bilgen, şimdi daha çok kendi girişimini oluşturmak gibi veya yurt dışına gidip orada şansını denemek gibi eğilimlerinin de zaman zaman ön plana çıktığını kaydetti.
Bilgen, kendilerinin bu anlamda da önemli bir misyonu olduğunun altını çizerek, "Ülkemizdeki genç kaynağın yetiştirilmesi, doğru bir alana yönelmesi ve orada da bir değer üretebilir noktaya gelmesi hem bizim şirket olarak hem sektör olarak hem de ülkemiz açısından çok önemli. Keza havacılık sektörünün yarattığı ekonomik değerin büyüklüğünden ve öneminden ve Türkiye için de ne kadar stratejik bir alan olduğundan da bahsettik. Bugün havacılık sektörünün çok ciddi bir değer üreten, ülkemizin küresel ölçekte rekabet avantajı olan ve stratejik olarak da aslında küresel ölçekte yine liderlik yapabileceği alanlardan bir tanesi olduğunu net şekilde görüyoruz. Bu da aslında hem insan kaynağı ihtiyacını artırırken bir yandan da aslında kaliteli insan kaynağını bizim sektörümüze çekmek için de fırsat sunuyor." ifadelerini kullandı.
İGA bünyesinde 5 yıl önce kurdukları İGA Akademi bünyesinde çok kıymetli çalışmalar yaptıklarını anlatan Bilgen, İGA Akademi'nin bölgedeki Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) gibi uluslararası otoritelerin eğitim merkezi olarak hareket ettiğini belirtti.
Bilgen, "Bu şu demek aslında, örneğin, havacılığın küresel dünyadaki standartlarını oluşturan ICAO, Kanada-Montreal merkezli bir yapı. Eskiden Kanada'ya gidip eğitim alması gereken havacılık profesyonellerinin önemli bir kısmı artık İstanbul'da bu eğitimi alabiliyorlar. Bunun birçok farklı örneği de var. Dolayısıyla İGA Akademi, özellikle bölge ülkelerdeki havacılık profesyonellerine de hizmet veren, ülkemizde de hizmet veren önemli bir yapıya dönüşmüş durumda." dedi.
İGA Kampüs bünyesinde Havacılık Meslek Okulu ve Anadolu Lisesinin faaliyetlerini sürdürdüğünü aktaran Bilgen, yüzde 1'lik dilimden gelen öğrencilerin bu okulu tercih ettiğini büyük mutlulukla gördüklerini dile getirdi.
"Temel felsefemiz, en çok çalışılmak istenen iş yerlerinden bir tanesi olarak kendimizi konumlandırmak"
Bilgen, İGA bünyesinde çok önemli projeler yürüttüklerine dikkati çekerek, ICAO ve ACI gibi veya kardeş havalimanı anlaşması yaptıkları dünyanın farklı yerlerindeki diğer havalimanları gibi kuruluşlarla değişim programları çerçevesinde belli süreli programlar uyguladıklarını anlattı.
İGA çalışanlarının yurt dışına gidip oradaki ortamı deneyimlerken, oradaki çalışanların da İstanbul'a gelerek buradaki çalışmaları gözlemleme ve hatta katkı sağlama imkanı elde ettiğini kaydeden Bilgen, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün bunlar tabii sektörümüzün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını geliştirirken, bir yandan da buraya ilgiyi artırmak için yapılmış çalışmalar. Şu ana kadarki elde ettiğimiz sonuçlardan da memnunuz. Havacılıkta yetenek ihraç eden bir noktadayız bugün itibarıyla. İGA'da daha önceki yıllarda çalışmış bazı arkadaşlarımızın uluslararası farklı projelerde de görev aldığını görüyoruz ama bir yandan da ihraç ettiğimiz yeteneklerin yerine daha yeni genç arkadaşlarımızın dahil olduğunu görmek de bizi mutlu ediyor. Bütün bunlarla birlikte insan kaynağı politikalarımızı hep güncel tutmaya çalışıyoruz. Temel felsefemiz aslında en çok çalışılmak istenen iş yerlerinden bir tanesi olarak kendimizi konumlandırmak. Burada da bugüne kadar aldığımız sonuçlardan memnunuz.”
"Yılın ikinci yarısında Hilton Oteli ile geliştirdiğimiz 490 odalı otelimizin açılışını yapacağız"
Selahattin Bilgen, İstanbul Havalimanı'nın artık bir havalimanı olmanın ötesine çıktığına işaret ederek, en iyi uygulamalar, genç yeteneklere sunduğu imkanlar ve ekonomiye yarattığı değerle birlikte Türkiye için stratejik bir alan olduğunu vurguladı.
İstanbul Havalimanı'nın kargo taşımacılığıyla, yolcu deneyimiyle ve hepsinin ötesinde bütün havacılık paydaşlarının merkezi konumuna geldiğini belirten Bilgen, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gidecek daha çok yolumuz var. Bizde birçok alanda yatırımlar devam ediyor. Önümüzdeki ayın başında JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali'ni açarak çok yeni bir segmentte önemli bir müşteri deneyimi sunmaya başlayacağız. Bu da yine küresel ölçekte ses getireceğini düşündüğümüz uygulamalardan bir tanesi olacak. 'Airport City' projemiz kapsamında havalimanı ekosisteminde ihtiyaç duyulacak alanların geliştirilmesini sağlıyoruz. Yine bu çerçevede yılın ikinci yarısında yaz aylarında Hilton Oteli ile birlikte geliştirdiğimiz 490 odalı otelimizin açılışını yapıyor olacağız.
Bir yandan kargo şirketlerinin dediğim gibi ilgisi devam ediyor. Geçtiğimiz dönemde açılışı yapılan tesislerin yanı sıra yine inşası devam eden, yatırım devam eden büyük tesisler var. THY'nin de ciddi bir yatırım hamlesi var İstanbul Havalimanı sınırları dahilinde. Bakım-onarım gibi destekleyici alanlarla birlikte de aslında burası tam anlamıyla bir küresel havacılık merkezi konumunda ama bunu daha da ileriye taşıyacak potansiyeli de beraberinde taşıyor."
Anadolu Ajansı