Kendi Yazdığımız Şiirler

Tanımsız Geometri

Aşk,
Öklid dışı bir uzayda iki ruhun kesişmesi gibi;
Ne paralel çizgiler teselli eder bizi,
Ne de düz mantığın o soğuk kalesi.
Seni düşünmek,
Hiç bitmeyecek bir neden sorusunu
Sırtlanıp yürümek gibi varlığın kıyısında.

Zaman,
Seninleyken kadim bir yanılgı sadece.
Anlar genişliyor,
Saniyeler atomlarına ayrılıyor kalbinin atışıyla.
Bir boşlukta mıyız, yoksa doluluğun zirvesinde mi?
Görünmez bir gücün nefesi kadar her yerdesin,
Ve bir o kadar uzağındasın parmak uçlarımın.

Biz,
Aynı nehirde iki kez yıkanamayan o yolcular,
Akıntının içinde bir anlık duraklama mıyız?
Hiçlikten devşirdiğimiz bu anlam,
Yabancı bir sancı değil,
Ruhun kendi döngüsüne dönüşü sanki.
Her bakışında dünyayı yeniden kuruyorum,
Yıkılacağını bile bile.

Çünkü aşk;
Cevabı olmayan bir soruyu,
Sırf soruluşundaki o eşsiz güzellik için
Ezberleme sanatıdır.
 
Evren

Karanlığın gerili göğsünde uğuldar kadim bir boşluk,
Ama sessizlik değil bu;
Gezegenler dönerken zamanın görünmez tellerinde,
Samoslu bir bilgenin parmak uçlarından dökülür armoni.
Her nebula bir oran, her ışık yılı bir ölçü,
Ve her yıldız, mutlak matematiğin göğe düşmüş ilk hecesi.

Bir nokta dağılır önce kozmik tozların kalbine,
Sonra bir çizgi çekilir sonsuz boyuta doğru.
Ne maddedir evren, ne de kör bir kaos;
Bir bilinç fısıldar galaksilerin geometrisini.
Sayılar ki varlığın en gizli alfabesi,
Işık hızında bükülen uzayın sarsılmaz mimarisi.

"Her şey sayıdır," der derinliklerden gelen o lirik ses,
Ruhlar buralı değil, göklerin o muazzam çarkından kopma.
Zamanın ötesinde sessizce beklerken Kronos,
Akıl ile örülmüş bu felsefe,
Karanlıkta kaybolan bir gemi gibi, aslına döndürür insanı.
 
Geri