Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Türkiye'nin ilk yerli kısa menzilli balistik füzesi olan TAYFUN ile ilgili seri üretim süreci, Şubat 2026 itibarıyla oldukça kritik ve hızlanmış bir aşamadadır.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci tarafından yapılan güncel açıklamalara göre durumun özeti şöyledir:
Mevcut Durum: TAYFUN Seri Üretimde ve Envanterde
Teslimatlar Sürüyor: TAYFUN'un temel versiyonu halihazırda seri üretim hattındadır. Üretilen füzeler Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) teslim edilmeye devam ediyor.
Envanter Sayısı Artıyor: Sistemin sadece bir test prototipi olmaktan çıkıp, ciddi rakamlarda bir envanter gücüne dönüştüğü vurgulanıyor.
Yeni Gelişme: TAYFUN Blok-4 Geliyor
Haberin asıl heyecan verici kısmı, TAYFUN ailesinin en yeni ve en gelişmiş üyesi olan TAYFUN Blok-4 üzerinedir:
2026 Seri Üretim Yılı: Blok-4 versiyonunun başarılı test atışlarının ardından 2026 yılı içerisinde seri üretime girmesi hedefleniyor.
Hipersonik Yetenek: TAYFUN Blok-4, sadece hızıyla değil, uçuşunun büyük bölümünde Mach 5 (ses hızının 5 katı) üzerindeki hızları koruyabilme ve hedefi bu hızla vurabilme kabiliyetiyle (hipersonik) öne çıkıyor.
Artırılmış Menzil ve Hassasiyet: Blok-4'ün menzilinin 1.000 kilometre sınırına yaklaştığı ve vuruş hassasiyetinin "santimetre seviyesine"indiği belirtiliyor
ali ben daha tayfun füzesinin nokta atışıyla vurdugu videoyaya denk gelmedim
herkes yazıyor çiziyor ama video sadece atış anını gösteriyor süzülüyor sonrası yok
valla merakımdan soruyorum sen gördün mü
gördüysen video koyarmısın
Macaristan'da Ejder Yalçın üretimi içn yeni anlaşma
Üretim ve Teknoloji Transferi Anlaşması
Macaristan, ordusunu modernize etme programı (Zrínyi 2026) kapsamında Türkiye ile kapsamlı bir teknoloji transferi ve ortak üretim anlaşması imzaladı.
Gidrán Ortak Girişimi: Macaristan Savunma Bakanlığına bağlı "N7 Holding" ile Nurol Makina, Macaristan'ın Győr şehrinde bir ortak girişim (Joint Venture) kurdu.
Yeni Fabrika: Anlaşma uyarınca, sadece araçların montajı değil; zırh gövdesi üretimi, sistem entegrasyonu ve bakım-onarım faaliyetleri de tamamen Macaristan topraklarında yapılıyor.
Gelişmiş Versiyonlar: Yeni anlaşma, Gidrán araçlarının sadece personel taşıyıcı değil; havan taşıyıcı, tanksavar ve radar sistemli yeni versiyonlarının da Macar mühendislerle birlikte geliştirilmesini kapsıyor.
Avrupa İhracat Üssü Hedefi
Bu anlaşmanın en kritik noktalarından biri, Macaristan’ın bir "ihracat üssü" olarak konumlandırılmasıdır.
NATO Standartları: Macaristan'da üretilen araçlar, doğrudan NATO standartlarına uygun olarak banttan çıkıyor.
Üçüncü Ülkelere Satış: Yeni protokol ile Macaristan fabrikasında üretilen Ejder Yalçın'ların, diğer Avrupa Birliği ve NATO ülkelerine ihraç edilmesinin önü açıldı. Bu, Türk savunma sanayii için Avrupa pazarında "Made in EU" etiketiyle hareket etme stratejisidir.
Aselsan İş Birliği: Akıllı Sistemler
Sadece gövde değil, aracın "beyni" için de yeni bir iş birliği devreye girdi:
Aselsan Macaristan: Araçlarda kullanılan uzaktan komutalı silah sistemleri (SARP) ve haberleşme cihazları için Aselsan, Macaristan'da yerel üretim ve servis desteği sağlayan bir birim kurdu. Bu, aracın yerlilik oranını Macar tarafı için de artırıyor.
Neden Ejder Yalçın (Gidrán)?
Macaristan’ın bu araca bu kadar yatırım yapmasının temel nedenleri:
Yüksek Koruma: El yapımı patlayıcılara (EYP) ve mayınlara karşı sınıfındaki en yüksek koruma seviyelerinden (STANAG 4569) birine sahip olması.
Modülerlik: Aracın çok kısa sürede ambulans, komuta kontrol veya keşif aracına dönüştürülebilmesi.
Saha Tecrübesi: Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye ve Irak gibi aktif çatışma bölgelerinde test edilmiş ve onaylanmış olması.
ali ben daha tayfun füzesinin nokta atışıyla vurdugu videoyaya denk gelmedim
herkes yazıyor çiziyor ama video sadece atış anını gösteriyor süzülüyor sonrası yok
valla merakımdan soruyorum sen gördün mü
gördüysen video koyarmısın
Altınay Savunma Teknolojileri, Milli Muharip Uçak KAAN için geliştirdiği pnömatik mühimmat bırakma sisteminde tasarım aşamasını başarıyla tamamlayarak üretim aşamasına geçtiğini bu hafta (Mart 2026 ortasında) resmen duyurdu.
Pnömatik Mühimmat Bırakma Sistemi Nedir?
Savaş uçaklarında mühimmatların (füze, bomba vb.) uçaktan ayrılma anı, uçağın hızı ve aerodinamik dengesi için çok kritiktir.
Eski Sistemler: Genellikle mekanik veya piroteknik (patlamalı) yöntemlerle çalışırdı.
Pnömatik Sistemler: Basınçlı hava (pnömatik itki) kullanarak mühimmatın uçaktan çok daha kontrollü, hızlı ve güvenli bir şekilde ayrılmasını sağlar. Bu sistem, uçağın "görünmezlik" (stealth) özelliğini korumasına ve mühimmatın daha hassas bırakılmasına yardımcı olur.
Neden Önemli?
Tam Yerlilik: KAAN gibi 5. nesil bir savaş uçağının, kritik alt sistemlerinin (özellikle silah bırakma sistemleri gibi) dışa bağımlı olması ciddi bir güvenlik riski oluştururdu. Bu sistemin yerli olarak geliştirilip üretime geçmesi, Türkiye'nin bu teknolojide dışa bağımlılığını bitirdiğini gösteriyor.
Iron Bird (Demirkuş) Test Altyapısı: Şirket sadece sistemi üretmekle kalmadı, aynı zamanda havacılıkta dünyadaki en karmaşık test altyapılarından biri olan "Iron Bird" (uçağın gerçek uçuş koşullarında yerdeki simülasyonu) projesini de kabul aşamasına getirdi. Bu, sistemin uçaktaki performansının gerçek ortamda test edileceği anlamına geliyor.
İTRA Teknoloji (Pasifik Teknoloji bünyesinde) tarafından geliştirilen MERKÜT FPV (First Person View) Kamikaze Dronu Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmiş durumdadır.
MERKÜT'ün Öne Çıkan Özellikleri
MERKÜT, özellikle Ukrayna savaşında sahadaki etkinliği kanıtlanan FPV dronların askeri standartlarda, daha güvenli ve profesyonel bir versiyonu olarak geliştirilmiştir:
Güvenli Tapa ve Yaklaşma Sensörü: Sahadaki operatörlerin en büyük zorluklarından biri olan patlama anını yönetme yükünü hafifletmek için entegre edilmiştir. Yaklaşma sensörü sayesinde, dron hedefe 20 cm ile 5 metre arasına geldiğinde otomatik olarak infilak eder.
Gece/Gündüz Operasyon: Termal kamera opsiyonu sayesinde gece görüşü ve düşük ışık koşullarında hedef tespiti/takibi yeteneğine sahiptir.
Elektronik Harbe Dayanıklılık: Elektronik harp ortamlarında dahi kesintisiz operasyonel üstünlük sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
Parçacık Tesirli Mühimmat: Özel olarak tasarlanmış harp başlığı sayesinde, yaklaşık 1000 parçacığı homojen bir şekilde dağıtarak personel ve hafif zırhlı hedeflere karşı yüksek etkinlik gösterir.
Çeşitli Görev Yetenekleri: Anti-personel, anti-materyal ve yapısal hedeflere yönelik özelleştirilmiş mühimmat konfigürasyonlarına sahiptir. Ayrıca havadan havaya savunma konseptinde, düşman İHA'larını etkisiz hale getirmek için de kullanılabilmektedir.
OMTAŞ-L (Orta Menzilli Anti-Tank Silah Sistemi - Lazer Güdümlü) varyantının seri üretime geçti. Türkiye'nin savunma sanayisindeki teknolojik bağımsızlığı ve caydırıcılığı açısından dönüm noktası niteliğinde bir gelişmedir.
Lazer Güdüm Teknolojisi (L)
Sistemin ismindeki "L" harfi, füzeye eklenen Lazer Arayıcı Başlık yeteneğini temsil eder.
Hassas Vuruş: Hedef, bir lazer işaretleyici (yer birimleri, İHA'lar veya zırhlı araçlar) tarafından "aydınlatılır". Füze, bu lazer yansımasını takip ederek hedefe santimetrik hassasiyetle ulaşır.
Karıştırmaya Karşı Direnç: Lazer güdüm, elektronik harp müdahalelerine karşı oldukça dirençli bir yöntemdir.
"Top Attack" (Tepeden Vuruş) Kabiliyeti
OMTAŞ-L'nin en ölümcül özelliklerinden biri, hedefe doğrudan çarpmak yerine Tepeden Vuruş yapabilmesidir.
Zayıf Noktaya Odaklanma: Tankların ve ağır zırhlı araçların zırhı en çok ön ve yan kısımlarda kalındır. Üst tavan kısmı ise genellikle en zayıf noktadır.
İmha Gücü: Füze, hedefe yaklaşırken yükselip dik bir açıyla tepeden dalarak en ağır zırhlı modern tankları bile saf dışı bırakabilir.
Operasyonel Esneklik ve Entegrasyon
Seri üretim onayı, bu sistemin artık sadece test sahalarında değil, ordunun ana vurucu gücü olarak sahada yaygınlaşacağı anlamına gelir.
Platform Çeşitliliği: OMTAŞ-L; üçayak (tripod) üzerinden fırlatılabildiği gibi, insansız kara araçlarına (İKA), helikopterlere ve PARS/KAPLAN gibi Silah Taşıyıcı Araçlara (STA) kolayca entegre edilebilir.
Gündüz/Gece Görevi: Olumsuz hava koşullarında ve gece operasyonlarında yüksek başarı oranıyla çalışır.
Seri Üretimin Stratejik Anlamı
Bir savunma sisteminin seri üretime geçmesi şu üç kritik avantajı beraberinde getirir:
Lojistik Bağımsızlık: Kritik anti-tank mühimmatında dışa bağımlılığın sona ermesi.
Maliyet Etkinliği: Yerli üretim sayesinde birim maliyetlerin düşmesi ve tedarik hızının artması.
İhracat Potansiyeli: Testleri başarıyla tamamlanmış ve seri üretimine başlanmış bir sistemin uluslararası pazarda "harekatta kanıtlanmış aday olarak talep görmesi.