Biz zaten uygulanırsayı konuşuyoruz.Ben uygulanmasına ihtimal vermek istemiyorum zaten bursa çevre yolu burası halkın yolu yani gelip birileri gişe kurup para kazanmamalı.
Hocam, ben şahsen bunun
bir an evvel yapılması ve artık kendi payımıza düşen “cezamızı” çekmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Ne diyelim…
Günahımızı bu dünyada çekelim ki öteki tarafa bir şey kalmasın.
Şaka bir yana, belki de artık asıl mesele yapılanlardan ziyade,
bizim bunlardan ne ders çıkardığımızdır.
Çünkü yıllardır aynı döngünün içerisinde dönüp duruyoruz. Bir şey yapılıyor, tepki geliyor; sonra geri adım atılıyor. Bir söz veriliyor, zaman geçiyor, unutuluyor. Sonra aynı mesele başka bir isimle, başka bir gerekçeyle yeniden önümüze geliyor.
Ve biz hâlâ kimin ne söylediğini tartışıyoruz.
Oysa artık biraz da
ne yapıldığına bakmanın zamanı geldi.
Kim gerçekten halktan yana?
Kim halkın menfaatini kendi siyasi hesabının önünde tutuyor?
Kim vatandaşın derdini seçimden seçime hatırlıyor?
Kim verdiği sözün arkasında duruyor?
Kim dün başka, bugün başka konuşuyor?
Artık bunları görmemiz, birbirinden ayırmamız gerekiyor.
Kaldı ki insanın sormadan edemediği başka bir sual daha var:
Doğunun ne günahı vardı?
Neden doğu tarafında vatandaş ücret öderken, batı tarafında ücretsiz uygulama devam ediyor?
Yıllardır Bursa’nın ulaşım problemlerini anlatıyoruz. Ovaakça ile Hal arasındaki bölgeye yeni bir yol yapılması gerektiğini söylüyoruz. Mevcut ulaşım yükünün artık taşınamaz hâle geldiğini anlatıyoruz.
Fakat sesimizi ne kadar duyurabildik?
Belki de asıl mesele burada.
Bizi dinlemeyen, kulaklarını vatandaşın taleplerine kapatan bir anlayışın karşısında kaldık.
Sonra ne oldu?
Yeni yolu beklerken, mevcut yolun da ücretli hâle getirildiğini gördük.
İnsanın aklına ister istemez şu geliyor:
“Madem yeni yolu yapmıyorsunuz, bari elimizdeki yolu da paralı yapalım; siz susun, oturun.”
Vatandaşa reva görülen bu mudur?
Biz yeni yol istiyoruz, ulaşım istiyoruz, alternatif güzergâh istiyoruz. Şehrin yükünü azaltacak çözümler istiyoruz.
Karşılığında ise elimizde olanın daha da maliyetli hâle gelmesiyle karşılaşıyoruz.
İşte tam da bu noktada artık
kimin gerçekten halktan yana olduğunu sorgulamak gerekiyor.
Çünkü halkın yanında olmak sadece kürsüde “halktan yanayız” demekle olmaz.
Halkın sesini duymakla, ihtiyacını görmekle ve çözüm üretmekle olur.
Vatandaş yıllardır aynı şeyi söylüyorsa, artık mesele vatandaşın kendisini anlatamaması değil;
onu dinlemek istemeyenlerin meselesidir.
Belki de artık bizim yapmamız gereken, kimin ne söylediğine değil,
kimin ne yaptığına bakmak.
Kim gerçekten halkı düşünüyor, kim halkı düşünüyor
gibi yapıyor…
Kim milletin yükünü hafifletiyor, kim mevcut yükün üzerine yenisini koyuyor…
Bunları artık görmemiz gerekiyor.
Çünkü vatandaş yalnızca “reaya” olarak kendisine söyleneni dinleyen, verilenle yetinen bir topluluk olmamalı.
Sorgulayan, takip eden, hesap soran ve hakikati görmek isteyen bir millet olmalıyız.
Gerçek bazen can yakar.
Ama artık gerçekleri görmezden gelmenin bedeli,
gerçeği görmekten çok daha ağır olabilir.